<?xml version="1.0" encoding="iso-8859-9"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Katreyiz Türk Halk Müziği Forumu - Tüm Forumlar]]></title>
		<link>http://www.katreyiz.com/</link>
		<description><![CDATA[Katreyiz Türk Halk Müziği Forumu - http://www.katreyiz.com]]></description>
		<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 09:16:53 +0200</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Sen Senliğini Bilsen]]></title>
			<link>http://www.katreyiz.com/showthread.php?tid=5449</link>
			<pubDate>Mon, 08 Mar 2010 11:06:12 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.katreyiz.com/showthread.php?tid=5449</guid>
			<description><![CDATA[Bir dünya şekillenir senin gönlünde <br />
Nasırlı ellerin engin yüreğinle<br />
Kimseler anlamaz seni senin kadar <br />
Bazı ses olursun bazı nefes<br />
Acını gömersin yüreğine<br />
Avunursun türkü türkü sözlerle<br />
Kırılırsın horlanırsın<br />
İtilir kakılırsın<br />
Ya insanca yaşamayı özler isyan edersin ya da susar sineye çekersin<br />
Oysa sen yaşamın ta kendisisin<br />
Sessiz durur nefessiz ölür yinede sımsıcak bakarsın<br />
Aşklar sanadır<br />
Şiirler sana<br />
Sözler sazlar nidalar sana<br />
Çatlamış ellerinde şekillendi bu dünya<br />
Okur okutur <br />
Kazma kürek dağ gibi yürekle yoktan kaya yoğurur<br />
Şekil şekil sunarsın hayata<br />
Yazgılarda kara sen<br />
Gönüldeki yara sen<br />
Bozkırdaki ana sen<br />
Bahtındaki umut sen bazı ana bazı yar <br />
Terinle öğütülen ömrünle tüketilen <br />
Hırs ile yok edilen şehvetle kirletilen<br />
Sen kadınsın yenilen sevilen örselenen horlanan <br />
Tüketilen üreten cennet sen cehennem sen<br />
Ah bir gücünü bilsen kadınsın susmaktasın şöyle bir sesleniversen<br />
Seslensen de sen senliğini bilsen<br />
<br />
Z Eylem Yıldırım /FirariDeliMavi/08/03/2010/İzmir]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bir dünya şekillenir senin gönlünde <br />
Nasırlı ellerin engin yüreğinle<br />
Kimseler anlamaz seni senin kadar <br />
Bazı ses olursun bazı nefes<br />
Acını gömersin yüreğine<br />
Avunursun türkü türkü sözlerle<br />
Kırılırsın horlanırsın<br />
İtilir kakılırsın<br />
Ya insanca yaşamayı özler isyan edersin ya da susar sineye çekersin<br />
Oysa sen yaşamın ta kendisisin<br />
Sessiz durur nefessiz ölür yinede sımsıcak bakarsın<br />
Aşklar sanadır<br />
Şiirler sana<br />
Sözler sazlar nidalar sana<br />
Çatlamış ellerinde şekillendi bu dünya<br />
Okur okutur <br />
Kazma kürek dağ gibi yürekle yoktan kaya yoğurur<br />
Şekil şekil sunarsın hayata<br />
Yazgılarda kara sen<br />
Gönüldeki yara sen<br />
Bozkırdaki ana sen<br />
Bahtındaki umut sen bazı ana bazı yar <br />
Terinle öğütülen ömrünle tüketilen <br />
Hırs ile yok edilen şehvetle kirletilen<br />
Sen kadınsın yenilen sevilen örselenen horlanan <br />
Tüketilen üreten cennet sen cehennem sen<br />
Ah bir gücünü bilsen kadınsın susmaktasın şöyle bir sesleniversen<br />
Seslensen de sen senliğini bilsen<br />
<br />
Z Eylem Yıldırım /FirariDeliMavi/08/03/2010/İzmir]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[YAŞASIN 8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ!]]></title>
			<link>http://www.katreyiz.com/showthread.php?tid=5448</link>
			<pubDate>Sun, 07 Mar 2010 22:33:32 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.katreyiz.com/showthread.php?tid=5448</guid>
			<description><![CDATA[<br />
<br />
<br />
---------------------------<br />
<br />
 <br />
<br />
      Tarih 8 Mart 1857, ABD&#8217;de açlığın, yoksulluğun, sömürünün yoğunlaştığı, kapitalizmin insan yaşamını ve iradesini hiçe saydığı bir anda Newyork&#8217;lu dokuma işçisi kadınlar, hep bir ağızdan &#8220;Eşit işe eşit ücret&#8221; ve &#8220;8 saatlik iş günü&#8221; talepleriyle haykırdılar, yaşamları pahasına direndiler.<br />
<br />
 <br />
<br />
       Kapısı dışarıdan kapatılmış fabrikalarında, 129 kadın işçi diri diri yakıldılar. Amerikalı dokuma işçisi kadınların başlatmış olduğu bu mücadele, tüm dünyada emekçi kadınların mücadelesine ışık tuttu, yol gösterdi. 1910 yılında 2. Enternasyonal toplantısında, CLARA ZETKİN&#8217;in önerisiyle, &#8220;8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü&#8221; olarak kabul edildi. <br />
<br />
 <br />
<br />
       150 yıl önce ABD de katledilen 129 dokuma işçisi kadınlardan bugüne kadar, savaşlarda tecavüze uğrayan, mağdur edilen, emeği sömürülen hep kadınlar olmuştur.   <br />
<br />
 <br />
<br />
       Sivas&#8217;ta yakılan, Bursa&#8217;da dokuma fabrikasında sigortasız olarak çalıştırılırken yanan, Ceylanpınar&#8217;da tarım işçisi olarak kamyon kasasında boğulan, Cezaevlerinde ölüm oruçlarında çocuklarıyla direnen, Grev çadırlarında bazen grev gözcüsü olan, bazen de direnen eşlerine yoldaş olan kadınlarımız olmuştur.  <br />
<br />
 <br />
<br />
*  Küresel kapitalizmin yarattığı yoksulluk ve şiddet en çok kadınları vuruyor.<br />
<br />
 <br />
<br />
*  Yoksulluğun ve savaşın dayattığı göçlerin olumsuz sonuçlarından en çok kadınlar etkileniyor.<br />
<br />
 <br />
<br />
*  Dünyada olduğu gibi ülkemizde de savaşın yarattığı yoksulluk, şiddet ve tecavüzün sonuçlarını kadınlar bedenlerinde ve ruhlarında yaşıyorlar.<br />
<br />
 <br />
<br />
*  Güvencesiz, sigortasız, düşük ücretle çalışmak kadın emeğinde daha da yoğunlaşıyor.<br />
<br />
 <br />
<br />
*  Hiçbir sosyal güvencesi olmayan, işsizler sınıfından sayılan ev kadınları iki kez sömürülmektedir.<br />
<br />
 <br />
<br />
*  Gelenekçi, dinsel ve feodal toplumsal yapının bedelini kadınlar, namus- töre cinayetleri ve berdel ile ödüyorlar.<br />
<br />
 <br />
<br />
*  İş yerinde, sokakta, gözaltında taciz ediliyor, şiddete uğruyor, aşağılanıyorlar.<br />
<br />
 <br />
<br />
Yaşanabilir bir dünya yaratmak adına, eşitlik, özgürlük, demokrasi ve barış için mücadele eden tüm kadınlarımızın, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü kutluyoruz.<br />
<br />
 Neşe CEYHAN                                               <br />
Demokratik Kitle Örgütleri Sekreteri   <br />
           <br />
Genel Başkan<br />
Av. Kazım GENÇ<br />
<br />
CİNSEL, ULUSAL, SINIFSAL SÖMÜRÜYE SON !<br />
<br />
---------------------------<br />
<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<br />
<br />
---------------------------<br />
<br />
 <br />
<br />
      Tarih 8 Mart 1857, ABD&#8217;de açlığın, yoksulluğun, sömürünün yoğunlaştığı, kapitalizmin insan yaşamını ve iradesini hiçe saydığı bir anda Newyork&#8217;lu dokuma işçisi kadınlar, hep bir ağızdan &#8220;Eşit işe eşit ücret&#8221; ve &#8220;8 saatlik iş günü&#8221; talepleriyle haykırdılar, yaşamları pahasına direndiler.<br />
<br />
 <br />
<br />
       Kapısı dışarıdan kapatılmış fabrikalarında, 129 kadın işçi diri diri yakıldılar. Amerikalı dokuma işçisi kadınların başlatmış olduğu bu mücadele, tüm dünyada emekçi kadınların mücadelesine ışık tuttu, yol gösterdi. 1910 yılında 2. Enternasyonal toplantısında, CLARA ZETKİN&#8217;in önerisiyle, &#8220;8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü&#8221; olarak kabul edildi. <br />
<br />
 <br />
<br />
       150 yıl önce ABD de katledilen 129 dokuma işçisi kadınlardan bugüne kadar, savaşlarda tecavüze uğrayan, mağdur edilen, emeği sömürülen hep kadınlar olmuştur.   <br />
<br />
 <br />
<br />
       Sivas&#8217;ta yakılan, Bursa&#8217;da dokuma fabrikasında sigortasız olarak çalıştırılırken yanan, Ceylanpınar&#8217;da tarım işçisi olarak kamyon kasasında boğulan, Cezaevlerinde ölüm oruçlarında çocuklarıyla direnen, Grev çadırlarında bazen grev gözcüsü olan, bazen de direnen eşlerine yoldaş olan kadınlarımız olmuştur.  <br />
<br />
 <br />
<br />
*  Küresel kapitalizmin yarattığı yoksulluk ve şiddet en çok kadınları vuruyor.<br />
<br />
 <br />
<br />
*  Yoksulluğun ve savaşın dayattığı göçlerin olumsuz sonuçlarından en çok kadınlar etkileniyor.<br />
<br />
 <br />
<br />
*  Dünyada olduğu gibi ülkemizde de savaşın yarattığı yoksulluk, şiddet ve tecavüzün sonuçlarını kadınlar bedenlerinde ve ruhlarında yaşıyorlar.<br />
<br />
 <br />
<br />
*  Güvencesiz, sigortasız, düşük ücretle çalışmak kadın emeğinde daha da yoğunlaşıyor.<br />
<br />
 <br />
<br />
*  Hiçbir sosyal güvencesi olmayan, işsizler sınıfından sayılan ev kadınları iki kez sömürülmektedir.<br />
<br />
 <br />
<br />
*  Gelenekçi, dinsel ve feodal toplumsal yapının bedelini kadınlar, namus- töre cinayetleri ve berdel ile ödüyorlar.<br />
<br />
 <br />
<br />
*  İş yerinde, sokakta, gözaltında taciz ediliyor, şiddete uğruyor, aşağılanıyorlar.<br />
<br />
 <br />
<br />
Yaşanabilir bir dünya yaratmak adına, eşitlik, özgürlük, demokrasi ve barış için mücadele eden tüm kadınlarımızın, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü kutluyoruz.<br />
<br />
 Neşe CEYHAN                                               <br />
Demokratik Kitle Örgütleri Sekreteri   <br />
           <br />
Genel Başkan<br />
Av. Kazım GENÇ<br />
<br />
CİNSEL, ULUSAL, SINIFSAL SÖMÜRÜYE SON !<br />
<br />
---------------------------<br />
<br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Halk Kültüründe Hiciv ve &quot;Manda Yuva Yapmış Söğüt Dalına&quot; Gerçeği]]></title>
			<link>http://www.katreyiz.com/showthread.php?tid=5447</link>
			<pubDate>Fri, 05 Mar 2010 09:12:12 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.katreyiz.com/showthread.php?tid=5447</guid>
			<description><![CDATA[ San. Öğr. Gör. İrfan Kurt*<br />
 <br />
 <br />
    Çoğu kez güldürmek, güldürürken düşündürmek, yermek, övmek, eğlenmek, dalga geçmek, gönderme yapmak vb için yapılan Hiciv Sanatı; Halk Kültüründe: Halk Şiiri Halk Türküleri, Fıkralar, Bilmeceler, Tekerlemeler, Destanlar, Hikayeler, Atışmalar Günlük konuşmalar,Şakalar gibi bir çok alanda sıkça kullanılmaktadır.<br />
<br />
Halk Şiiri ve Türkülerde anlatım bazen çok açıktır,söylenmek istenen açık ve net bir dille anlatılmıştır.<br />
<br />
Eşeği saldım çayıra<br />
Otlaya karnın doyura <br />
Gördüğü işi hayıra<br />
Yoranında avradını<br />
<br />
Kazak Abdal<br />
<br />
Telli sazdır bunun adı<br />
Ne ayet dinler ne kadı<br />
Bunu çalan anlar kendi<br />
Şeytan bunun neresinde<br />
<br />
Aşık Dertli<br />
<br />
Çağımızın en büyük ozanlarından olan Aşık Veysel :<br />
<br />
Raşit çoktur adın gibi<br />
Hiçbir tat yok tadın gibi<br />
Yontulmadık odun gibi<br />
Uzatmışsın boy Raşit demiştir<br />
<br />
Ruhsati ise :<br />
<br />
Babanı katmam sayıya <br />
Özün benzettim ayıya<br />
Kendi eştiğin kuyuya <br />
Düşesin Seyit Efendi diyebilmiştir.<br />
<br />
  Bu ve bunun gibi bir çok örnekte ; kendilerini küçük gören ,aşağılayan kişilere Hiciv ile verilen cevaplarda bir yerme söz konusudur.<br />
<br />
Türk Halk Müziğinin Hiciv ustalarından Şemsi Yastıman; <br />
&#8220;Türk&#8217;ü anlamak için Türkü dinlemek gerek&#8221; sözü ile bir cümleye dört anlam sığdırabilme ustalığının yanı sıra &#8220;Meslekler Destanı&#8221; nda ise saz çalıp türkü söylemesinin nedenlerini, hiçbir meslekte dikiş tutturamamasını sayfalar süren destanında çalıp söyleyerek hicvetmiştir.<br />
(Destan dan Bir örnek)<br />
<br />
Üfürükçü oldum önce kendim çıldırdım<br />
Müezzin oldum cemaati yıldırdım<br />
İmam oldum yanlış namaz kıldırdım<br />
İşten el çektirdiler vaaz ile<br />
   <br />
  Görüldüğü gibi bu örneklerde açık bir anlatım vardır.<br />
  <br />
  Bazen karşısındaki överken yerilmiş, cahil yerine konulmuştur. Bilmediği farklı anlam taşıyan kelimeler kullanılmıştır<br />
<br />
Fahr-i alemsin ve lakin fa sı yok<br />
Gevher-i kaansın ve lakin ra sı yok<br />
Dilerim haktan bunu ruz-u şeb<br />
Sana bir merkeb vere kim ba sı yok<br />
<br />
Anlatılan kısaca şu:<br />
<br />
Alemlerin efendisisin lakin &#8211; fa &#8211;sı olmayınca geriye&#8221; har &#8220;kalıyor yani alemlerin eşeğisin deniliyor.<br />
Mücevher kutususun değerlisin lakin- ra- sı olmayınca geriye gevh yani&#8221; kene&#8221;kalıyor<br />
İnsanların kanını emiyorsun<br />
Dilerim bunu haktan gece gündüz (ruz-u şeb)<br />
Merkeb in ba-sı olayınca geriye- merk &#8211;yani ölüm kalıyor.<br />
Dilerim haktan tez zaman da ölesin denilmekte ve içersinde gizli anlamlar bulunmaktadır.<br />
  Halk şiirinde Hicvin içersinde &#8220;Bilip de bilmemezlikden gelme&#8221; veya &#8220;Olmazı oldurma &#8220;başlıkarıyla anlatılan türlere de sıkça rastlanmaktadır. Bu zaman zaman tasavvuf-i konuları da içine almıştır.<br />
<br />
Büyük tasavvuf şairi Yunus Emre den birkaç örnek:<br />
<br />
Bir sinek bir kartalı <br />
Kaldırdı vurdu yere<br />
Yalan değil gerçektir <br />
Bende gördüm tozunu<br />
------------<br />
<br />
Balık kavağa çıkmış<br />
Zift turşusun yemeğe<br />
Leylek goduk doğurmuş<br />
Baka şunun sözüne<br />
-------<br />
Bir serçenin kanadın<br />
Kırk kağnıya yüklediler<br />
Kırk çift dahi çekemedi<br />
Şöyle kaldı koşulu<br />
-------<br />
<br />
Öküz taşın üstünde<br />
Taşı balık götürür<br />
Balığı götüren su<br />
Bünyadın yelden kodu<br />
<br />
-------------<br />
<br />
Yunus bir söz söyledi<br />
Hiçbir söze benzemez<br />
Cahiller kazamazlar<br />
Hiç ilmin kuyusunu<br />
------------<br />
<br />
Kaygusuz Abdal da da bir çok örnek vardır bunlardan bazıları:<br />
<br />
<br />
Kaplu kaplu bağalar kanatlanmış uçmağa<br />
Kertenkele derilmiş diler kirim geçmeğe<br />
Kelebek ok yay almış ava şikara çıkmış<br />
Donuzları korkutur ayuları kaçmağa<br />
<br />
---------------<br />
<br />
Ergenenin köprüsü susuzluktan bunalmış<br />
Edirne minaresi eğilmiş su içmeğe<br />
<br />
----------<br />
Kaz destanından birkaç satır: <br />
<br />
Bir kaz aldım ben karıdan<br />
Boynu da uzun borudan<br />
Kırk abdal kanın kurudan<br />
Kırk gün oldu kaynadırım kaynamaz<br />
<br />
Sekizimiz odun çeker<br />
Dokuzumuz ateş yakar<br />
Kaz kaldırmış başın bakar<br />
Kırk gün oldu kaynadırım kaynamaz<br />
<br />
Kaygusuz Abdal n&#8217;idelim<br />
Ahd ile vefa güdelim<br />
Kaldırıb postu gidelim<br />
Kırk gün oldu kaynadırım kaynamaz<br />
<br />
<br />
Bu destanın benzerini dedem avcı hikayesi olarak anlatır, hikayenin arasında da destandan beyitler söylerdi. Bu destanda olmayan fakat dedemlerin söylediği birkaç beyit vardır. Bir tanesi şöyledir:<br />
<br />
Altından ataş yaktı <br />
Üstünden güneş yaktı<br />
Kaz kaldırdı boynun baktı<br />
Kırk gün oldu kaynatırım kaynamaz<br />
<br />
<br />
Gelelim &#8220;Manda yuva yapmış söğüt dalına &#8220;türküsüne:<br />
<br />
  Türküler eleştirilmek istendiğinde sözleri anlamsız bulunduğunda hep bu türkü dile dolanmıştır.eğer ki ; yöresel kültür, dil, türkünün ne amaçla yapıldığı neyi anlattığı bilinmiş olsa eleştirenler herhalde başlarını öne eğerdi.<br />
  Türkü Kastamonu&#8217;nun Tosya ilçesinden derlenmiştir. Bende Kastamonuluyum. Çocukluğumdan beri duyduğum bildiğim şekli ile yörede okunan sözleri şöyledir<br />
<br />
Of-of-------<br />
Manda yuva yapmış söğüt dalına &#8211;aman aman<br />
Yavrusunu sinek kapmış gördün mü <br />
Amanin yandım.<br />
Amanin amanin amanin yandım<br />
Tiridine tiridine tiridine bandım<br />
Bedavamı sandın para vedim aldım<br />
Of-of-------<br />
Sabahlayin erken çifte giderken-aman aman<br />
Öküzüm torbadan düştü gördün mü<br />
Amanin yandım<br />
<br />
Bağlantı<br />
<br />
Of-of----<br />
Sabah ezanını okurken-aman aman<br />
Müezzin minareden uçtu gördünmü<br />
Amanin yandım<br />
<br />
Bağlantı<br />
<br />
(Bu türkü TRT repertuarına &#8220; Aşağıdan geliyor Türkmen koyunu&#8221; Kıtası ilavesi ile girmiştir. Bunun nedenleri ayrı bir konu başlığıdır.)<br />
Türküde anlatılmak istenilenin ne olduğunun anlaşılabilmesi için hem türkünün çıkış nedeni hem de yöresel özelliklerinin bilinmesi gerekmektedir. Yöre dili ve anlatımı yöresel kültür çok önemlidir. Bizce çok bilinen bir kelime yörede farklı anlamlarda kullanılabilmektedir. Örneğin, &#8221;Handan&#8221; Hoş neşeli, güler yüzlü anlamında bir bayan ismi olarak bilinmesine rağmen handan, yörede aşağılayıcı küfür niteliğinde bir sözdür. Mayıs bir ay adı olmasına rağmen yörede taze tezek için kullanılır. vb<br />
Türkünün hikayesine gelince:<br />
Dönemin beyi tarafından halk ozanlarının yönetim aleyhine söz söylemeleri yasaklanmıştır. Bu yasağın yanı sıra saz çalıp türkü söyleyen ozana bir eğlencede kendilerine türkü çalması emrivakisi yapılmış, bir kenara da önüne kuru ekmeklerden oluşan yemek konmuştur. Bu ortamda bu türkünün çıktığı söylenmektedir.<br />
Ozan da kendisine yapılan bu haksızlığı onlarla dalga geçerek dile getirmiştir. Şöyle ki;<br />
Tosya bilindiği gibi pirinci ile ünlüdür.çeltik tarlalarının sürülmesinde kullanılan manda, yazın sıcağında göletlere yatarak az kıllı olan derisini hem serinletmek hem sineklerden korumak amacıyla çamura bular. Bunun içinde göletlerin ve çeltik tarlalarının kenarlarında bulunan ve dalları da suyun içine kadar uzanan salkım söğütlerin dalları üzerine, gölgesine yatar. İşte mandanın söğüt dalına yuva yapması budur. Yavrusunu Sinek Kapması da yavrunun sinek tarafından ısırılmasıdır.çünkü yörede kapmak sözü ısırmak anlamındadır. "Köpek kapar" gibi. <br />
Ayrıca &#8220;cız tutmak&#8221; diye bir deyim vardır. Bir tür sineğin hayvanların kuyruk altlarına girip ısırması ile oluşan ve hayvanı delirten oradan oraya sıçratan bir olaydır.<br />
Ardından &#8220;gördünmü&#8221; sözcüğü ile türküye devam edip akıl almaz olayların olduğunu vurgulayıp alay etmektedir.<br />
<br />
İkinci kıtadaki &#8220;Öküzün torbadan düşmesi ise:Öküzlerin hem yemlenmesi , ekine zarar vermemesi hemde zaman kazanmak için boyunlarına takılan yem torbasının öküzün boynundan çıkması ve öküzün yemeden içmeden kesilmesi anlamını taşır.<br />
Üçüncü kıtadaki müezzinin minareden uçması da erenlere karışması ermesi anlamındadır.<br />
Bağlantı bölümünde de tirit yemeğini emeği karşılığı hak ettiğini anlatıyor. Tirit: kuru ekmekleri sıcak su ile ıslatılarak yapılan bir yöre yemeğidir. durumu iyi olanlar et suyu soğan ve kıymada ilave edebilirler.<br />
Türkü baştan sona içinde doğruları anlatan fakat ilk bakışta anlamsız gibi görünen bir ifade taşımaktadır. Ozanın ince zekası hiciv sanatının çok güzel bir örneğini sunmuştur. Özellikle farklı anlam taşıyan kelimeler seçilmiş ;kendine yapılan haksızlığa onlarla alay ederek &#8220;eylenerek&#8221; dalga geçerek cevap verilmiştir.<br />
Ayrıca Türkü melodik açıdan da çok zengindir. Hoş ritmik bir yapısı vardır .Bu nedenle üç kuşak Halk Müziği sanatçıları tarafından Repertuarlarına alınmışlar ve kasetlere okumuşlardır. Zehra Bilir, Belkıs Akkale ve Kubat bu sanatçılara örnektir.<br />
<br />
Türküler Dolusu Sevgiyle Dostlukla <br />
<br />
Not: <br />
Bu yazı "yöresel anlatım içersinde Hiciv sanatının uygulanması ve Manda yuva yapmış Söğüt dalına gerçeği" başlığı altında Müzikte Temsil & Müziksel Temsil 6-7-8 ekim 2005 İstanbul Uluslararası Sempozyumunda tarafımdan bildiri olarak sunulmuştur.<br />
<br />
<br />
*İ.T.Ü. Türk Musikisi Devlet Konservatuarı Sanatçı Öğretim Görevlisi]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ San. Öğr. Gör. İrfan Kurt*<br />
 <br />
 <br />
    Çoğu kez güldürmek, güldürürken düşündürmek, yermek, övmek, eğlenmek, dalga geçmek, gönderme yapmak vb için yapılan Hiciv Sanatı; Halk Kültüründe: Halk Şiiri Halk Türküleri, Fıkralar, Bilmeceler, Tekerlemeler, Destanlar, Hikayeler, Atışmalar Günlük konuşmalar,Şakalar gibi bir çok alanda sıkça kullanılmaktadır.<br />
<br />
Halk Şiiri ve Türkülerde anlatım bazen çok açıktır,söylenmek istenen açık ve net bir dille anlatılmıştır.<br />
<br />
Eşeği saldım çayıra<br />
Otlaya karnın doyura <br />
Gördüğü işi hayıra<br />
Yoranında avradını<br />
<br />
Kazak Abdal<br />
<br />
Telli sazdır bunun adı<br />
Ne ayet dinler ne kadı<br />
Bunu çalan anlar kendi<br />
Şeytan bunun neresinde<br />
<br />
Aşık Dertli<br />
<br />
Çağımızın en büyük ozanlarından olan Aşık Veysel :<br />
<br />
Raşit çoktur adın gibi<br />
Hiçbir tat yok tadın gibi<br />
Yontulmadık odun gibi<br />
Uzatmışsın boy Raşit demiştir<br />
<br />
Ruhsati ise :<br />
<br />
Babanı katmam sayıya <br />
Özün benzettim ayıya<br />
Kendi eştiğin kuyuya <br />
Düşesin Seyit Efendi diyebilmiştir.<br />
<br />
  Bu ve bunun gibi bir çok örnekte ; kendilerini küçük gören ,aşağılayan kişilere Hiciv ile verilen cevaplarda bir yerme söz konusudur.<br />
<br />
Türk Halk Müziğinin Hiciv ustalarından Şemsi Yastıman; <br />
&#8220;Türk&#8217;ü anlamak için Türkü dinlemek gerek&#8221; sözü ile bir cümleye dört anlam sığdırabilme ustalığının yanı sıra &#8220;Meslekler Destanı&#8221; nda ise saz çalıp türkü söylemesinin nedenlerini, hiçbir meslekte dikiş tutturamamasını sayfalar süren destanında çalıp söyleyerek hicvetmiştir.<br />
(Destan dan Bir örnek)<br />
<br />
Üfürükçü oldum önce kendim çıldırdım<br />
Müezzin oldum cemaati yıldırdım<br />
İmam oldum yanlış namaz kıldırdım<br />
İşten el çektirdiler vaaz ile<br />
   <br />
  Görüldüğü gibi bu örneklerde açık bir anlatım vardır.<br />
  <br />
  Bazen karşısındaki överken yerilmiş, cahil yerine konulmuştur. Bilmediği farklı anlam taşıyan kelimeler kullanılmıştır<br />
<br />
Fahr-i alemsin ve lakin fa sı yok<br />
Gevher-i kaansın ve lakin ra sı yok<br />
Dilerim haktan bunu ruz-u şeb<br />
Sana bir merkeb vere kim ba sı yok<br />
<br />
Anlatılan kısaca şu:<br />
<br />
Alemlerin efendisisin lakin &#8211; fa &#8211;sı olmayınca geriye&#8221; har &#8220;kalıyor yani alemlerin eşeğisin deniliyor.<br />
Mücevher kutususun değerlisin lakin- ra- sı olmayınca geriye gevh yani&#8221; kene&#8221;kalıyor<br />
İnsanların kanını emiyorsun<br />
Dilerim bunu haktan gece gündüz (ruz-u şeb)<br />
Merkeb in ba-sı olayınca geriye- merk &#8211;yani ölüm kalıyor.<br />
Dilerim haktan tez zaman da ölesin denilmekte ve içersinde gizli anlamlar bulunmaktadır.<br />
  Halk şiirinde Hicvin içersinde &#8220;Bilip de bilmemezlikden gelme&#8221; veya &#8220;Olmazı oldurma &#8220;başlıkarıyla anlatılan türlere de sıkça rastlanmaktadır. Bu zaman zaman tasavvuf-i konuları da içine almıştır.<br />
<br />
Büyük tasavvuf şairi Yunus Emre den birkaç örnek:<br />
<br />
Bir sinek bir kartalı <br />
Kaldırdı vurdu yere<br />
Yalan değil gerçektir <br />
Bende gördüm tozunu<br />
------------<br />
<br />
Balık kavağa çıkmış<br />
Zift turşusun yemeğe<br />
Leylek goduk doğurmuş<br />
Baka şunun sözüne<br />
-------<br />
Bir serçenin kanadın<br />
Kırk kağnıya yüklediler<br />
Kırk çift dahi çekemedi<br />
Şöyle kaldı koşulu<br />
-------<br />
<br />
Öküz taşın üstünde<br />
Taşı balık götürür<br />
Balığı götüren su<br />
Bünyadın yelden kodu<br />
<br />
-------------<br />
<br />
Yunus bir söz söyledi<br />
Hiçbir söze benzemez<br />
Cahiller kazamazlar<br />
Hiç ilmin kuyusunu<br />
------------<br />
<br />
Kaygusuz Abdal da da bir çok örnek vardır bunlardan bazıları:<br />
<br />
<br />
Kaplu kaplu bağalar kanatlanmış uçmağa<br />
Kertenkele derilmiş diler kirim geçmeğe<br />
Kelebek ok yay almış ava şikara çıkmış<br />
Donuzları korkutur ayuları kaçmağa<br />
<br />
---------------<br />
<br />
Ergenenin köprüsü susuzluktan bunalmış<br />
Edirne minaresi eğilmiş su içmeğe<br />
<br />
----------<br />
Kaz destanından birkaç satır: <br />
<br />
Bir kaz aldım ben karıdan<br />
Boynu da uzun borudan<br />
Kırk abdal kanın kurudan<br />
Kırk gün oldu kaynadırım kaynamaz<br />
<br />
Sekizimiz odun çeker<br />
Dokuzumuz ateş yakar<br />
Kaz kaldırmış başın bakar<br />
Kırk gün oldu kaynadırım kaynamaz<br />
<br />
Kaygusuz Abdal n&#8217;idelim<br />
Ahd ile vefa güdelim<br />
Kaldırıb postu gidelim<br />
Kırk gün oldu kaynadırım kaynamaz<br />
<br />
<br />
Bu destanın benzerini dedem avcı hikayesi olarak anlatır, hikayenin arasında da destandan beyitler söylerdi. Bu destanda olmayan fakat dedemlerin söylediği birkaç beyit vardır. Bir tanesi şöyledir:<br />
<br />
Altından ataş yaktı <br />
Üstünden güneş yaktı<br />
Kaz kaldırdı boynun baktı<br />
Kırk gün oldu kaynatırım kaynamaz<br />
<br />
<br />
Gelelim &#8220;Manda yuva yapmış söğüt dalına &#8220;türküsüne:<br />
<br />
  Türküler eleştirilmek istendiğinde sözleri anlamsız bulunduğunda hep bu türkü dile dolanmıştır.eğer ki ; yöresel kültür, dil, türkünün ne amaçla yapıldığı neyi anlattığı bilinmiş olsa eleştirenler herhalde başlarını öne eğerdi.<br />
  Türkü Kastamonu&#8217;nun Tosya ilçesinden derlenmiştir. Bende Kastamonuluyum. Çocukluğumdan beri duyduğum bildiğim şekli ile yörede okunan sözleri şöyledir<br />
<br />
Of-of-------<br />
Manda yuva yapmış söğüt dalına &#8211;aman aman<br />
Yavrusunu sinek kapmış gördün mü <br />
Amanin yandım.<br />
Amanin amanin amanin yandım<br />
Tiridine tiridine tiridine bandım<br />
Bedavamı sandın para vedim aldım<br />
Of-of-------<br />
Sabahlayin erken çifte giderken-aman aman<br />
Öküzüm torbadan düştü gördün mü<br />
Amanin yandım<br />
<br />
Bağlantı<br />
<br />
Of-of----<br />
Sabah ezanını okurken-aman aman<br />
Müezzin minareden uçtu gördünmü<br />
Amanin yandım<br />
<br />
Bağlantı<br />
<br />
(Bu türkü TRT repertuarına &#8220; Aşağıdan geliyor Türkmen koyunu&#8221; Kıtası ilavesi ile girmiştir. Bunun nedenleri ayrı bir konu başlığıdır.)<br />
Türküde anlatılmak istenilenin ne olduğunun anlaşılabilmesi için hem türkünün çıkış nedeni hem de yöresel özelliklerinin bilinmesi gerekmektedir. Yöre dili ve anlatımı yöresel kültür çok önemlidir. Bizce çok bilinen bir kelime yörede farklı anlamlarda kullanılabilmektedir. Örneğin, &#8221;Handan&#8221; Hoş neşeli, güler yüzlü anlamında bir bayan ismi olarak bilinmesine rağmen handan, yörede aşağılayıcı küfür niteliğinde bir sözdür. Mayıs bir ay adı olmasına rağmen yörede taze tezek için kullanılır. vb<br />
Türkünün hikayesine gelince:<br />
Dönemin beyi tarafından halk ozanlarının yönetim aleyhine söz söylemeleri yasaklanmıştır. Bu yasağın yanı sıra saz çalıp türkü söyleyen ozana bir eğlencede kendilerine türkü çalması emrivakisi yapılmış, bir kenara da önüne kuru ekmeklerden oluşan yemek konmuştur. Bu ortamda bu türkünün çıktığı söylenmektedir.<br />
Ozan da kendisine yapılan bu haksızlığı onlarla dalga geçerek dile getirmiştir. Şöyle ki;<br />
Tosya bilindiği gibi pirinci ile ünlüdür.çeltik tarlalarının sürülmesinde kullanılan manda, yazın sıcağında göletlere yatarak az kıllı olan derisini hem serinletmek hem sineklerden korumak amacıyla çamura bular. Bunun içinde göletlerin ve çeltik tarlalarının kenarlarında bulunan ve dalları da suyun içine kadar uzanan salkım söğütlerin dalları üzerine, gölgesine yatar. İşte mandanın söğüt dalına yuva yapması budur. Yavrusunu Sinek Kapması da yavrunun sinek tarafından ısırılmasıdır.çünkü yörede kapmak sözü ısırmak anlamındadır. "Köpek kapar" gibi. <br />
Ayrıca &#8220;cız tutmak&#8221; diye bir deyim vardır. Bir tür sineğin hayvanların kuyruk altlarına girip ısırması ile oluşan ve hayvanı delirten oradan oraya sıçratan bir olaydır.<br />
Ardından &#8220;gördünmü&#8221; sözcüğü ile türküye devam edip akıl almaz olayların olduğunu vurgulayıp alay etmektedir.<br />
<br />
İkinci kıtadaki &#8220;Öküzün torbadan düşmesi ise:Öküzlerin hem yemlenmesi , ekine zarar vermemesi hemde zaman kazanmak için boyunlarına takılan yem torbasının öküzün boynundan çıkması ve öküzün yemeden içmeden kesilmesi anlamını taşır.<br />
Üçüncü kıtadaki müezzinin minareden uçması da erenlere karışması ermesi anlamındadır.<br />
Bağlantı bölümünde de tirit yemeğini emeği karşılığı hak ettiğini anlatıyor. Tirit: kuru ekmekleri sıcak su ile ıslatılarak yapılan bir yöre yemeğidir. durumu iyi olanlar et suyu soğan ve kıymada ilave edebilirler.<br />
Türkü baştan sona içinde doğruları anlatan fakat ilk bakışta anlamsız gibi görünen bir ifade taşımaktadır. Ozanın ince zekası hiciv sanatının çok güzel bir örneğini sunmuştur. Özellikle farklı anlam taşıyan kelimeler seçilmiş ;kendine yapılan haksızlığa onlarla alay ederek &#8220;eylenerek&#8221; dalga geçerek cevap verilmiştir.<br />
Ayrıca Türkü melodik açıdan da çok zengindir. Hoş ritmik bir yapısı vardır .Bu nedenle üç kuşak Halk Müziği sanatçıları tarafından Repertuarlarına alınmışlar ve kasetlere okumuşlardır. Zehra Bilir, Belkıs Akkale ve Kubat bu sanatçılara örnektir.<br />
<br />
Türküler Dolusu Sevgiyle Dostlukla <br />
<br />
Not: <br />
Bu yazı "yöresel anlatım içersinde Hiciv sanatının uygulanması ve Manda yuva yapmış Söğüt dalına gerçeği" başlığı altında Müzikte Temsil & Müziksel Temsil 6-7-8 ekim 2005 İstanbul Uluslararası Sempozyumunda tarafımdan bildiri olarak sunulmuştur.<br />
<br />
<br />
*İ.T.Ü. Türk Musikisi Devlet Konservatuarı Sanatçı Öğretim Görevlisi]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Keten Gömlek Giyer]]></title>
			<link>http://www.katreyiz.com/showthread.php?tid=5446</link>
			<pubDate>Thu, 04 Mar 2010 13:58:05 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.katreyiz.com/showthread.php?tid=5446</guid>
			<description><![CDATA[<br />
Keten gömlek giyer (evlât aman) teninden nâzik (aman yar yar aman)<br />
Ak kolun sıkmış be yârim altun bilezik (aman aman)<br />
Eşine düşmemiş (evlât aman) kıza pek yazık (aman yar yar aman(<br />
<br />
Benim yârim has bahçeye girmesin bari (aman) <br />
Bahçede açılan güller soldurur yâri (aldatır yâri)<br />
<br />
Şu karşı sırça da saray yedi bin atlı (aman yar yar aman)<br />
Saraydan bir kız çıkıyor ah samur saçlı (aman aman) <br />
Parmağında hatem yüzük cevahir taşlı (aman yar yar aman)<br />
<br />
Benim yârim has bahçeye girmesin bari aman <br />
Bahçede açılan güller soldurur yâri (aldatır yâri)<br />
<br />
Bir okka inciden (evlât aman) kafes isterim (aman yar yar aman)<br />
Kafesin içinde be yârim bülbül beslerim (aman aman)<br />
Bülbülün yanında be evlât bir eş isterim (aman yar yar aman)<br />
<br />
Benim yârim has bahçeye girmesin bari aman <br />
Bahçede açılan güller soldurur yâri (aldatır yâri)<br />
<br />
Yöre: Edirne <br />
Kaynak: İhsan Köycü <br />
Derleyen: Muzaffer Sarısözen<br />
<br />
*Matem (hatam) : Mühür, damga, üzerinde bir mühür bulunan yüzük.<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
Keten gömlek giyer (evlât aman) teninden nâzik (aman yar yar aman)<br />
Ak kolun sıkmış be yârim altun bilezik (aman aman)<br />
Eşine düşmemiş (evlât aman) kıza pek yazık (aman yar yar aman(<br />
<br />
Benim yârim has bahçeye girmesin bari (aman) <br />
Bahçede açılan güller soldurur yâri (aldatır yâri)<br />
<br />
Şu karşı sırça da saray yedi bin atlı (aman yar yar aman)<br />
Saraydan bir kız çıkıyor ah samur saçlı (aman aman) <br />
Parmağında hatem yüzük cevahir taşlı (aman yar yar aman)<br />
<br />
Benim yârim has bahçeye girmesin bari aman <br />
Bahçede açılan güller soldurur yâri (aldatır yâri)<br />
<br />
Bir okka inciden (evlât aman) kafes isterim (aman yar yar aman)<br />
Kafesin içinde be yârim bülbül beslerim (aman aman)<br />
Bülbülün yanında be evlât bir eş isterim (aman yar yar aman)<br />
<br />
Benim yârim has bahçeye girmesin bari aman <br />
Bahçede açılan güller soldurur yâri (aldatır yâri)<br />
<br />
Yöre: Edirne <br />
Kaynak: İhsan Köycü <br />
Derleyen: Muzaffer Sarısözen<br />
<br />
*Matem (hatam) : Mühür, damga, üzerinde bir mühür bulunan yüzük.<br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Manda Yuva Yapmış Söğüt Dalına (Tiridine Bandım)]]></title>
			<link>http://www.katreyiz.com/showthread.php?tid=5444</link>
			<pubDate>Thu, 04 Mar 2010 11:17:34 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.katreyiz.com/showthread.php?tid=5444</guid>
			<description><![CDATA[Türküler eleştirilmek istendiğinde sözleri anlamsız bulunduğunda hep bu türkü dile dolanmıştır.eğer ki ; yöresel kültür, dil, türkünün ne amaçla yapıldığı neyi anlattığı bilinmiş olsa eleştirenler herhalde başlarını öne eğerdi: <br />
 Türkü Kastamonu&#8217;nun Tosya ilçesinden derlenmiştir, yörede okunan sözleri şöyledir<br />
<br />
Of-of-------<br />
Manda yuva yapmış söğüt dalına &#8211;aman aman<br />
Yavrusunu sinek kapmış gördün mü <br />
Amanin yandım.<br />
Amanin amanin amanin yandım<br />
Tiridine tiridine tiridine bandım<br />
Bedavamı sandın para vedim aldım<br />
Of-of-------<br />
Sabahlayin erken çifte giderken-aman aman<br />
Öküzüm torbadan düştü gördün mü<br />
Amanin yandım<br />
<br />
Bağlantı<br />
<br />
Of-of----<br />
Sabah ezanını okurken-aman aman<br />
Müezzin minareden uçtu gördünmü<br />
Amanin yandım<br />
<br />
Bağlantı<br />
<br />
(Bu türkü TRT repertuarına &#8220; Aşağıdan geliyor Türkmen koyunu&#8221; Kıtası ilavesi ile girmiştir. Bunun nedenleri ayrı bir konu başlığıdır.)<br />
Türküde anlatılmak istenilenin ne olduğunun anlaşılabilmesi için hem türkünün çıkış nedeni hem de yöresel özelliklerinin bilinmesi gerekmektedir. Yöre dili ve anlatımı yöresel kültür çok önemlidir. Bizce çok bilinen bir kelime yörede farklı anlamlarda kullanılabilmektedir. Örneğin :&#8221;Handan&#8221; Hoş neşeli, güler yüzlü anlamında bir bayan ismi olarak bilinmesine rağmen ,handan yörede aşağılayıcı küfür niteliğinde bir sözdür. Mayıs bir ay adı olmasına rağmen yörede taze tezek için kullanılır.V.b<br />
Türkünün hikayesine gelince:<br />
Dönemin beyi tarafından halk ozanlarının yönetim aleyhine söz söylemeleri yasaklanmıştır. Bu yasağın yanı sıra saz çalıp türkü söyleyen ozan a bir eğlencede kendilerine türkü çalması emrivakisi yapılmış,bir kenara da önüne kuru ekmeklerden oluşan yemek konmuştur. Bu ortam da bu türkünün çıktığı söylenmektedir.<br />
 Ozan da kendisine yapılan bu haksızlığı onlarla dalga geçerek dile getirmiştir.<br />
Şöyle ki:<br />
Tosya bilindiği gibi pirinci ile ünlüdür.çeltik tarlalarının sürülmesinde kullanılan Manda yazın sıcağında göletlere yatarak az kıllı olan derisini hem serinletmek hem sineklerden korumak amacıyla çamura bular. Bunun içinde göletlerin ve çeltik tarlalarının kenarlarında bulunan ve dalları da suyun içine kadar uzanan salkım söğütlerin dalları üzerine ,gölgesine yatar. İşte mandanın söğüt dalına yuva yapması budur. Yavrusunu Sinek Kapması da yavrunun sinek tarafından ısırılmasıdır. çünkü yörede kapmak sözü ısırmak anlamındadır. "Köpek kapar" gibi. <br />
Ayrıca &#8220;cız tutmak&#8221; diye bir deyim vardır. Bir tür sineğin hayvanların kuyruk altlarına girip ısırması ile oluşan ve hayvanı delirten oradan oraya sıçratan bir olaydır.<br />
 Ardından &#8220;gördünmü&#8221; sözcüğü ile türküye devam edip akıl almaz olayların olduğunu vurgulayıp alay etmektedir.<br />
<br />
İkinci kıtadaki &#8220;Öküzün torbadan düşmesi ise: <br />
 Öküzlerin hem yemlenmesi , ekine zarar vermemesi hemde zaman kazanmak için boyunlarına takılan yem torbasının öküzün boynundan çıkması ve öküzün yemeden içmeden kesilmesi anlamını taşır.<br />
<br />
Üçüncü kıtadaki müezzinin minareden uçması da erenlere karışması ermesi anlamındadır.<br />
Bağlantı bölümünde de tirit yemeğini emeği karşılığı hak ettiğini anlatıyor. Tirit: kuru ekmekleri sıcak su ile ıslatılarak yapılan bir yöre yemeğidir.durumu iyi olanlar et suyu soğan ve kıymada ilave edebilirler.<br />
Türkü baştan sona içinde doğruları anlatan fakat ilk bakışta anlamsız gibi görünen bir ifade taşımaktadır. Ozanın ince zekası hiciv sanatının çok güzel bir örneğini sunmuştur. Özellikle farklı anlam taşıyan kelimeler seçilmiş; kendine yapılan haksızlığa onlarla alay ederek &#8220;eylenerek&#8221; dalga geçerek cevap verilmiştir.<br />
Kaynak: Sanatçı Öğr. Gör. İrfan Kurt ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Türküler eleştirilmek istendiğinde sözleri anlamsız bulunduğunda hep bu türkü dile dolanmıştır.eğer ki ; yöresel kültür, dil, türkünün ne amaçla yapıldığı neyi anlattığı bilinmiş olsa eleştirenler herhalde başlarını öne eğerdi: <br />
 Türkü Kastamonu&#8217;nun Tosya ilçesinden derlenmiştir, yörede okunan sözleri şöyledir<br />
<br />
Of-of-------<br />
Manda yuva yapmış söğüt dalına &#8211;aman aman<br />
Yavrusunu sinek kapmış gördün mü <br />
Amanin yandım.<br />
Amanin amanin amanin yandım<br />
Tiridine tiridine tiridine bandım<br />
Bedavamı sandın para vedim aldım<br />
Of-of-------<br />
Sabahlayin erken çifte giderken-aman aman<br />
Öküzüm torbadan düştü gördün mü<br />
Amanin yandım<br />
<br />
Bağlantı<br />
<br />
Of-of----<br />
Sabah ezanını okurken-aman aman<br />
Müezzin minareden uçtu gördünmü<br />
Amanin yandım<br />
<br />
Bağlantı<br />
<br />
(Bu türkü TRT repertuarına &#8220; Aşağıdan geliyor Türkmen koyunu&#8221; Kıtası ilavesi ile girmiştir. Bunun nedenleri ayrı bir konu başlığıdır.)<br />
Türküde anlatılmak istenilenin ne olduğunun anlaşılabilmesi için hem türkünün çıkış nedeni hem de yöresel özelliklerinin bilinmesi gerekmektedir. Yöre dili ve anlatımı yöresel kültür çok önemlidir. Bizce çok bilinen bir kelime yörede farklı anlamlarda kullanılabilmektedir. Örneğin :&#8221;Handan&#8221; Hoş neşeli, güler yüzlü anlamında bir bayan ismi olarak bilinmesine rağmen ,handan yörede aşağılayıcı küfür niteliğinde bir sözdür. Mayıs bir ay adı olmasına rağmen yörede taze tezek için kullanılır.V.b<br />
Türkünün hikayesine gelince:<br />
Dönemin beyi tarafından halk ozanlarının yönetim aleyhine söz söylemeleri yasaklanmıştır. Bu yasağın yanı sıra saz çalıp türkü söyleyen ozan a bir eğlencede kendilerine türkü çalması emrivakisi yapılmış,bir kenara da önüne kuru ekmeklerden oluşan yemek konmuştur. Bu ortam da bu türkünün çıktığı söylenmektedir.<br />
 Ozan da kendisine yapılan bu haksızlığı onlarla dalga geçerek dile getirmiştir.<br />
Şöyle ki:<br />
Tosya bilindiği gibi pirinci ile ünlüdür.çeltik tarlalarının sürülmesinde kullanılan Manda yazın sıcağında göletlere yatarak az kıllı olan derisini hem serinletmek hem sineklerden korumak amacıyla çamura bular. Bunun içinde göletlerin ve çeltik tarlalarının kenarlarında bulunan ve dalları da suyun içine kadar uzanan salkım söğütlerin dalları üzerine ,gölgesine yatar. İşte mandanın söğüt dalına yuva yapması budur. Yavrusunu Sinek Kapması da yavrunun sinek tarafından ısırılmasıdır. çünkü yörede kapmak sözü ısırmak anlamındadır. "Köpek kapar" gibi. <br />
Ayrıca &#8220;cız tutmak&#8221; diye bir deyim vardır. Bir tür sineğin hayvanların kuyruk altlarına girip ısırması ile oluşan ve hayvanı delirten oradan oraya sıçratan bir olaydır.<br />
 Ardından &#8220;gördünmü&#8221; sözcüğü ile türküye devam edip akıl almaz olayların olduğunu vurgulayıp alay etmektedir.<br />
<br />
İkinci kıtadaki &#8220;Öküzün torbadan düşmesi ise: <br />
 Öküzlerin hem yemlenmesi , ekine zarar vermemesi hemde zaman kazanmak için boyunlarına takılan yem torbasının öküzün boynundan çıkması ve öküzün yemeden içmeden kesilmesi anlamını taşır.<br />
<br />
Üçüncü kıtadaki müezzinin minareden uçması da erenlere karışması ermesi anlamındadır.<br />
Bağlantı bölümünde de tirit yemeğini emeği karşılığı hak ettiğini anlatıyor. Tirit: kuru ekmekleri sıcak su ile ıslatılarak yapılan bir yöre yemeğidir.durumu iyi olanlar et suyu soğan ve kıymada ilave edebilirler.<br />
Türkü baştan sona içinde doğruları anlatan fakat ilk bakışta anlamsız gibi görünen bir ifade taşımaktadır. Ozanın ince zekası hiciv sanatının çok güzel bir örneğini sunmuştur. Özellikle farklı anlam taşıyan kelimeler seçilmiş; kendine yapılan haksızlığa onlarla alay ederek &#8220;eylenerek&#8221; dalga geçerek cevap verilmiştir.<br />
Kaynak: Sanatçı Öğr. Gör. İrfan Kurt ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[çocuklarla konuşmak]]></title>
			<link>http://www.katreyiz.com/showthread.php?tid=5443</link>
			<pubDate>Wed, 03 Mar 2010 15:33:46 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.katreyiz.com/showthread.php?tid=5443</guid>
			<description><![CDATA[Çocuğu olan olmayan herkese itham olunur <br />
<br />
Çocuklarınızla konuşun... <br />
<br />
Bir gün susmayı <br />
öğrendim. Öyle bir sustum ki belki sonsuza kadar su sacaktım. <br />
Çünkü susmak benim küçücük <br />
dünyamda babamla kurduğum iletişim tarzıydı. Babam akşamları eve <br />
yorgun dönerdi. <br />
Ben bütün gün evde sıkılır, onun <br />
gelişini iple çekerdim. Daha o kapıdan girer girmez boynuna atılır <br />
onunla oynamak isterdim. Babam sarılır, öper sonra da, hadi odana <br />
git, derdi. Yemek hazırlanınca annem çağırır bu defa masada bir <br />
araya gelirdik babamla. Onlar annemle konuşurken ben araya girer, sesimi <br />
duyuramayınca da bağırırdım. Babam sinirlenir, 'Bütün gün <br />
insanlara kafa patlatmaktan bunaldım, bir de sen kafamı <br />
ütüleme!' derdi. Annem de 'Bütün gün zaten <br />
seninle uğraştım, bir çift laf da mı konu şturtmayacaksın babanla?' <br />
diye çıkışır, beni odama gönderirdi. <br />
Ça resiz bir <br />
şekilde boynumu büker odama yani hapishaneme doğru yol alırdım. Babam <br />
arkamdan, 'Bizim bir odamız bile yoktu, her şeye sahip, ne istiyor <br />
anlamadım.' diye bağırmaya devam ederdi. 'Keşke benim de <br />
bir odam <br />
olmasaydı, keşke bizim de evimiz bir odalı olsaydı d a hep birlikte <br />
otursaydık' derdim içimden; ama yüksek sesle söylemeye <br />
cesaret edemezdim. <br />
Yemekten sonra babam kanepeye uzanır, eline <br />
kumandayı alır, televizyon seyrederdi. Beni yanına çağırır biraz <br />
severdi. Onun izleyeceği önemli birşey varsa beni adeta yerimden bile <br />
kıpırdatmazdı. Azıcık hareket edip koşup oynamaya çalışsam oda <br />
hapsim yeniden başlardı. Bir gün anladım <br />
ki susunca babamla <br />
daha iyi anlaşıyoruz. Bu defa susarak yapabileceğim oyunlar geliştirmeye <br />
başladım. <br />
Önce resim yaparak başladım işe. Babam <br />
çizdiğim resimleri çok beğeniyor; 'Bak, böyle uslu uslu <br />
oyna işte.' diyordu. Babam bazen göz ucuyla bakıyor, resimle ilgili <br />
bir şey sorsam afallıyordu. Ama bana kızarak beni artık odam a <br />
göndermiyordu. 'Son günlerde ne de akıllandı benim oğlum.' diye <br />
komşulara anlatıyordu annem halimi. <br />
Resimlerim arttıkça <br />
ortalık dağılmaya başladı. Annem 'Odanı topla!'diye odama kapattığında işe <br />
nereden başlayacağımı bilemiyordum. Ben bunlarla uğraşırken zaman <br />
geçiyor; ama odamı toparlamayı beceremiyordum. <br />
Annem odama <br />
gelip 'Bak sana resim yapmayı yasaklayacağım. ' dedi bir gün. Susuyor <br />
olmamı usluluk olarak değerlendiren ailem resim yapmayı da elimden <br />
alırsa ben ne yapacaktım? <br />
Bu düşüncelerle bir aile <br />
tablosu yaptım. Babam eve gelince uygun zamanı kolladım. Her zamanki gibi <br />
yemekler yendi, odaya geçildi. Babam oturur oturmaz çizdiğim <br />
resmi getirdim. Babam baktı. Hım, dedi 'Çok güzel olmuş. Bu <br />
adam benim herhalde.' dedi. Ben 'Hayır o adam değil, bu çocuk <br />
sensin.'dedim. O 'Hayır, bu adam benim, bu çocuk sensin, bu <br />
küçük kız da arkadaşın.'dedi. Ben yine 'Hayır, o <br />
büyük adam benim, bu küçük adam sensin, bu <br />
küçük kız da annem.' dedim. Babam benimle uğraşmaktan <br />
vazgeçip: 'Peki neden bizi küçük çizdin?' <br />
dedi. Heyecanla başladım an latmaya. Ben büyüyüp adam <br />
olacağım. İş bulup çalışacağım. Siz yaşlanıp <br />
küçüleceksiniz. Beliniz bükülecek, komşumuz <br />
Ahmet amca ile Ayşe teyze gibi küçücük kalacaksınız. <br />
Ben işten geldiğimde yorgun olacağım. <br />
S iz benimle konuşmaya <br />
çalıştığınızda işyerinde kafam şişmiş olacağından sizi duymayacağım <br />
bile. Siz benimle bir şeyler paylaşmak istediğinizde 'Hadi odanıza <br />
çekilin de kafa dinleyeyim.' diyeceğim. Ve bir de bağıracağım 'Her <br />
şeylerini alıyorum. Sıcacık odaları da var, daha ne istiyorlar' diye. <br />
Annemle babamın gözleri fal taşı gibi açılmıştı. <br />
Duyduklarına inanamıyorlardı .. Bana sarılıp beni öyle içten <br />
bir okşayışları vardı ki sonsuza kadar konuşsam hiç bıkmadan <br />
dinleyecekler gibiydi. <br />
<br />
Farkında' Olmalı İnsan... <br />
<br />
Kendisinin, Hayatın Olayların, <br />
<br />
Gidişatın Farkında Olmalı. <br />
<br />
<br />
Ömür Dediğin Üç Gündür, <br />
Dün Geldi Geçti  <br />
Yarın Meçhuldür, <br />
O <br />
Halde Ömür Dediğin Bir Gündür, <br />
O Da <br />
Bugündür...... ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Çocuğu olan olmayan herkese itham olunur <br />
<br />
Çocuklarınızla konuşun... <br />
<br />
Bir gün susmayı <br />
öğrendim. Öyle bir sustum ki belki sonsuza kadar su sacaktım. <br />
Çünkü susmak benim küçücük <br />
dünyamda babamla kurduğum iletişim tarzıydı. Babam akşamları eve <br />
yorgun dönerdi. <br />
Ben bütün gün evde sıkılır, onun <br />
gelişini iple çekerdim. Daha o kapıdan girer girmez boynuna atılır <br />
onunla oynamak isterdim. Babam sarılır, öper sonra da, hadi odana <br />
git, derdi. Yemek hazırlanınca annem çağırır bu defa masada bir <br />
araya gelirdik babamla. Onlar annemle konuşurken ben araya girer, sesimi <br />
duyuramayınca da bağırırdım. Babam sinirlenir, 'Bütün gün <br />
insanlara kafa patlatmaktan bunaldım, bir de sen kafamı <br />
ütüleme!' derdi. Annem de 'Bütün gün zaten <br />
seninle uğraştım, bir çift laf da mı konu şturtmayacaksın babanla?' <br />
diye çıkışır, beni odama gönderirdi. <br />
Ça resiz bir <br />
şekilde boynumu büker odama yani hapishaneme doğru yol alırdım. Babam <br />
arkamdan, 'Bizim bir odamız bile yoktu, her şeye sahip, ne istiyor <br />
anlamadım.' diye bağırmaya devam ederdi. 'Keşke benim de <br />
bir odam <br />
olmasaydı, keşke bizim de evimiz bir odalı olsaydı d a hep birlikte <br />
otursaydık' derdim içimden; ama yüksek sesle söylemeye <br />
cesaret edemezdim. <br />
Yemekten sonra babam kanepeye uzanır, eline <br />
kumandayı alır, televizyon seyrederdi. Beni yanına çağırır biraz <br />
severdi. Onun izleyeceği önemli birşey varsa beni adeta yerimden bile <br />
kıpırdatmazdı. Azıcık hareket edip koşup oynamaya çalışsam oda <br />
hapsim yeniden başlardı. Bir gün anladım <br />
ki susunca babamla <br />
daha iyi anlaşıyoruz. Bu defa susarak yapabileceğim oyunlar geliştirmeye <br />
başladım. <br />
Önce resim yaparak başladım işe. Babam <br />
çizdiğim resimleri çok beğeniyor; 'Bak, böyle uslu uslu <br />
oyna işte.' diyordu. Babam bazen göz ucuyla bakıyor, resimle ilgili <br />
bir şey sorsam afallıyordu. Ama bana kızarak beni artık odam a <br />
göndermiyordu. 'Son günlerde ne de akıllandı benim oğlum.' diye <br />
komşulara anlatıyordu annem halimi. <br />
Resimlerim arttıkça <br />
ortalık dağılmaya başladı. Annem 'Odanı topla!'diye odama kapattığında işe <br />
nereden başlayacağımı bilemiyordum. Ben bunlarla uğraşırken zaman <br />
geçiyor; ama odamı toparlamayı beceremiyordum. <br />
Annem odama <br />
gelip 'Bak sana resim yapmayı yasaklayacağım. ' dedi bir gün. Susuyor <br />
olmamı usluluk olarak değerlendiren ailem resim yapmayı da elimden <br />
alırsa ben ne yapacaktım? <br />
Bu düşüncelerle bir aile <br />
tablosu yaptım. Babam eve gelince uygun zamanı kolladım. Her zamanki gibi <br />
yemekler yendi, odaya geçildi. Babam oturur oturmaz çizdiğim <br />
resmi getirdim. Babam baktı. Hım, dedi 'Çok güzel olmuş. Bu <br />
adam benim herhalde.' dedi. Ben 'Hayır o adam değil, bu çocuk <br />
sensin.'dedim. O 'Hayır, bu adam benim, bu çocuk sensin, bu <br />
küçük kız da arkadaşın.'dedi. Ben yine 'Hayır, o <br />
büyük adam benim, bu küçük adam sensin, bu <br />
küçük kız da annem.' dedim. Babam benimle uğraşmaktan <br />
vazgeçip: 'Peki neden bizi küçük çizdin?' <br />
dedi. Heyecanla başladım an latmaya. Ben büyüyüp adam <br />
olacağım. İş bulup çalışacağım. Siz yaşlanıp <br />
küçüleceksiniz. Beliniz bükülecek, komşumuz <br />
Ahmet amca ile Ayşe teyze gibi küçücük kalacaksınız. <br />
Ben işten geldiğimde yorgun olacağım. <br />
S iz benimle konuşmaya <br />
çalıştığınızda işyerinde kafam şişmiş olacağından sizi duymayacağım <br />
bile. Siz benimle bir şeyler paylaşmak istediğinizde 'Hadi odanıza <br />
çekilin de kafa dinleyeyim.' diyeceğim. Ve bir de bağıracağım 'Her <br />
şeylerini alıyorum. Sıcacık odaları da var, daha ne istiyorlar' diye. <br />
Annemle babamın gözleri fal taşı gibi açılmıştı. <br />
Duyduklarına inanamıyorlardı .. Bana sarılıp beni öyle içten <br />
bir okşayışları vardı ki sonsuza kadar konuşsam hiç bıkmadan <br />
dinleyecekler gibiydi. <br />
<br />
Farkında' Olmalı İnsan... <br />
<br />
Kendisinin, Hayatın Olayların, <br />
<br />
Gidişatın Farkında Olmalı. <br />
<br />
<br />
Ömür Dediğin Üç Gündür, <br />
Dün Geldi Geçti  <br />
Yarın Meçhuldür, <br />
O <br />
Halde Ömür Dediğin Bir Gündür, <br />
O Da <br />
Bugündür...... ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[David Helfgott Yeniden Istanbul'da..]]></title>
			<link>http://www.katreyiz.com/showthread.php?tid=5442</link>
			<pubDate>Wed, 03 Mar 2010 11:44:51 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.katreyiz.com/showthread.php?tid=5442</guid>
			<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Cemal Reşit Rey Mart Ayı Programı]]></title>
			<link>http://www.katreyiz.com/showthread.php?tid=5441</link>
			<pubDate>Wed, 03 Mar 2010 11:43:13 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.katreyiz.com/showthread.php?tid=5441</guid>
			<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kırk Ney Bir Nefes]]></title>
			<link>http://www.katreyiz.com/showthread.php?tid=5440</link>
			<pubDate>Wed, 03 Mar 2010 11:40:35 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.katreyiz.com/showthread.php?tid=5440</guid>
			<description><![CDATA[Müthiş bir proje, ilkini kaçırmıştım buna gidebilmeyi umuyorum<br />
<br />
<br />
<br />
Kırk Ney Bir Nefes <br />
13 Mart 2010 / 20:00 <br />
İstanbul CRR Konser Salonu<br />
<br />
Biletler;<br />
1. Kategori: 17,00 TL <br />
2. Kategori: 14,00 TL<br />
<br />
Hazırlayan: Aziz Şenol Filiz<br />
<br />
<br />
&#8220;Kırk Ney Bir Nefes&#8221; düşlenen bir düşünceydi önce.<br />
Sonra, düşüncenin paylaşıldığı her Neyzen&#8217;in iştiraki ile vücut buldu dünya sahnesinde.<br />
<br />
Kırk Ney'in gönül akordu ile sedasını duyduk derinden.<br />
Kırk Ney sahnede eserleri icra ederken, yıllar önce Konya&#8217;da yapılan Şeb-i Arus törenlerine katılmak isteyen her Neyzen&#8217;in Ney&#8217;ini alıp baş eğip girdiği dergâhta yaptıkları ayin icrası sırasında oldukları gibi yek vücud ve bir nefes olduğumuzu hissettik.<br />
<br />
Kırk Ney'in bir nefeste, bir gönülde birleşmesinin maddi ve manevi ahengini bir olup yaşadık.<br />
<br />
Dileğimiz, bir kez daha bu birlikteliğin ortaya çıkaracağı ahengi sizlerle beraber yaşamak.<br />
<br />
Aziz Şenol Filiz]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Müthiş bir proje, ilkini kaçırmıştım buna gidebilmeyi umuyorum<br />
<br />
<br />
<br />
Kırk Ney Bir Nefes <br />
13 Mart 2010 / 20:00 <br />
İstanbul CRR Konser Salonu<br />
<br />
Biletler;<br />
1. Kategori: 17,00 TL <br />
2. Kategori: 14,00 TL<br />
<br />
Hazırlayan: Aziz Şenol Filiz<br />
<br />
<br />
&#8220;Kırk Ney Bir Nefes&#8221; düşlenen bir düşünceydi önce.<br />
Sonra, düşüncenin paylaşıldığı her Neyzen&#8217;in iştiraki ile vücut buldu dünya sahnesinde.<br />
<br />
Kırk Ney'in gönül akordu ile sedasını duyduk derinden.<br />
Kırk Ney sahnede eserleri icra ederken, yıllar önce Konya&#8217;da yapılan Şeb-i Arus törenlerine katılmak isteyen her Neyzen&#8217;in Ney&#8217;ini alıp baş eğip girdiği dergâhta yaptıkları ayin icrası sırasında oldukları gibi yek vücud ve bir nefes olduğumuzu hissettik.<br />
<br />
Kırk Ney'in bir nefeste, bir gönülde birleşmesinin maddi ve manevi ahengini bir olup yaşadık.<br />
<br />
Dileğimiz, bir kez daha bu birlikteliğin ortaya çıkaracağı ahengi sizlerle beraber yaşamak.<br />
<br />
Aziz Şenol Filiz]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Erkan Oğur - İsmail Hakkı Demircioğlu 11 Mart İstanbul Konseri]]></title>
			<link>http://www.katreyiz.com/showthread.php?tid=5439</link>
			<pubDate>Wed, 03 Mar 2010 11:33:15 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.katreyiz.com/showthread.php?tid=5439</guid>
			<description><![CDATA[<br />
<br />
11 Mart 2010 / 20:00<br />
İstanbul CRR Konser Salonu<br />
<br />
Biletler;<br />
1. Kategori: 33,00 TL <br />
2. Kategori: 22,00 TL]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<br />
11 Mart 2010 / 20:00<br />
İstanbul CRR Konser Salonu<br />
<br />
Biletler;<br />
1. Kategori: 33,00 TL <br />
2. Kategori: 22,00 TL]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[&quot;Büyük Oyun&quot; 2 Nisan'da Vizyona Girecek]]></title>
			<link>http://www.katreyiz.com/showthread.php?tid=5438</link>
			<pubDate>Wed, 03 Mar 2010 09:04:01 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.katreyiz.com/showthread.php?tid=5438</guid>
			<description><![CDATA["Büyük Oyun" 2 Nisan'da Vizyona Girecek<br />
<br />
Ailesini Irak'ta Amerikan operasyonunda kaybeden ''Cennet'' adlı Türkmen kızın, Türkiye'ye kaçmak için Türkiye-Irak sınır dağlarında yaşadıklarını konu alan ''Büyük Oyun'', 2 Nisan'da vizyona girecek.<br />
<br />
<br />
<br />
Dünya prömiyerini ''14. Uluslararası Hindistan Kerala Film Festivali''nde yapan ve büyük övgü alan ''Büyük Oyun'' adlı filmin yönetmenliğini Atıl İnaç yaptı. Ayfer ve Avni Özgürel'in yapımcılığını üstlendiği filmde, Suzan Genç, Selen Uçer, Serdal Genç, Serkan Genç, Rana Cabbar, Haktan pak, Selim Bayraktar ve Nalan Koruçim rol aldı. Senaryosunu Avni Özgürel ve Atıl İnaç'ın birlikte kaleme aldığı filme, Tuluğ Tırpan müzikleriyle renk kattı.<br />
<br />
Filmin konusu özetle şöyle:<br />
<br />
''ABD'nin Irak'ı işgal sürecinde direnişçileri yakalamak için operasyon yapan askerlerin bastığı köyde bütün ailesini kaybeden Cennet, hayatta bir başına kalmıştır. Yaşamı boyunca köyünün dışına adım atmamış bu genç kız, çaresizliğin dayattığı cesaretle Kerkük'te berber olarak çalışan ağabeyi Azim'i bulmak için yola çıkar. Ancak Kerkük'e vardığında ağabeyinin de bir patlamada yaralandığını ve Türkiye'deki bir hastaneye götürüldüğü öğrenir. Ağabeyine ulaşmak için Türkiye'ye gitmeye karar veren Cennet'in, yaşadığı ağır travmanın ve kaybedecek bir şeyi kalmamasının yarattığı kayıtsızlıkla çıktığı zorlu yolculukta güç bulduğu tek dayanağı öfkesidir.''<br />
<br />
Filmin çekimleri, Irak'ta Erbil ve Musul ile Şanlıurfa, Adıyaman, Malatya ve İstanbul'da gerçekleştirildi.<br />
<br />
<br />
http://www.cumhuriyet.com.tr]]></description>
			<content:encoded><![CDATA["Büyük Oyun" 2 Nisan'da Vizyona Girecek<br />
<br />
Ailesini Irak'ta Amerikan operasyonunda kaybeden ''Cennet'' adlı Türkmen kızın, Türkiye'ye kaçmak için Türkiye-Irak sınır dağlarında yaşadıklarını konu alan ''Büyük Oyun'', 2 Nisan'da vizyona girecek.<br />
<br />
<br />
<br />
Dünya prömiyerini ''14. Uluslararası Hindistan Kerala Film Festivali''nde yapan ve büyük övgü alan ''Büyük Oyun'' adlı filmin yönetmenliğini Atıl İnaç yaptı. Ayfer ve Avni Özgürel'in yapımcılığını üstlendiği filmde, Suzan Genç, Selen Uçer, Serdal Genç, Serkan Genç, Rana Cabbar, Haktan pak, Selim Bayraktar ve Nalan Koruçim rol aldı. Senaryosunu Avni Özgürel ve Atıl İnaç'ın birlikte kaleme aldığı filme, Tuluğ Tırpan müzikleriyle renk kattı.<br />
<br />
Filmin konusu özetle şöyle:<br />
<br />
''ABD'nin Irak'ı işgal sürecinde direnişçileri yakalamak için operasyon yapan askerlerin bastığı köyde bütün ailesini kaybeden Cennet, hayatta bir başına kalmıştır. Yaşamı boyunca köyünün dışına adım atmamış bu genç kız, çaresizliğin dayattığı cesaretle Kerkük'te berber olarak çalışan ağabeyi Azim'i bulmak için yola çıkar. Ancak Kerkük'e vardığında ağabeyinin de bir patlamada yaralandığını ve Türkiye'deki bir hastaneye götürüldüğü öğrenir. Ağabeyine ulaşmak için Türkiye'ye gitmeye karar veren Cennet'in, yaşadığı ağır travmanın ve kaybedecek bir şeyi kalmamasının yarattığı kayıtsızlıkla çıktığı zorlu yolculukta güç bulduğu tek dayanağı öfkesidir.''<br />
<br />
Filmin çekimleri, Irak'ta Erbil ve Musul ile Şanlıurfa, Adıyaman, Malatya ve İstanbul'da gerçekleştirildi.<br />
<br />
<br />
http://www.cumhuriyet.com.tr]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yılmaz Duru Yaşamını Yitirdi]]></title>
			<link>http://www.katreyiz.com/showthread.php?tid=5437</link>
			<pubDate>Wed, 03 Mar 2010 08:59:52 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.katreyiz.com/showthread.php?tid=5437</guid>
			<description><![CDATA[Yılmaz Duru Yaşamını Yitirdi<br />
<br />
Rahatsızlığı nedeniyle bir süredir tedavi gören yönetmen, yapımcı, senarist ve oyuncu Yılmaz Duru vefat etti.<br />
<br />
<br />
Alınan bilgiye göre, Duru'nun cenazesi, yarın Teşvikiye Camisinde ikindi vakti kılınacak cenaze namazının ardından toprağa verilecek. 1933 yılında Adana'da dünyaya gelen Duru, 1944'te ''Ses'' operetiyle sahneye çıkarak sanat yaşamına adım attı. Duru, bir dönem profesyonel dansçılık yapmasının ardından 1954 yılında oyunculuğa başladı.<br />
<br />
Amerika'ya giderek dans öğretmenliği yapan Duru, orada sinema ve televizyon üzerine eğitim alıp, Türkiye'ye döndükten sonra Tura Film adlı bir şirket kurarak yönetmenlik ve yapımcılığa başladı. ''Ekmek Kavgası'' adlı filmle yönetmenliğe başlayan Yılmaz Duru, senaryo çalışmalarının yanı sıra 3 filmin müziklerine de imza attı.<br />
<br />
Altın Portakal Ödülü sahibi de olan Duru, ''İnce Memed Vuruldu'', ''Dövüşe Dövüşe Öldüler'', ''İnce Cumali'', ''Zalimler'', ''Erkekler Ağlamaz'' gibi filmlerin yönetmenliğini üstlendi.Duru'nun rol aldığı filmler arasında, ''Çete Şeyh'', ''Ahmed'in Gözdesi'', ''Beni Şafakta Vurdular'', ''Hancı'', ''Ölmek İstiyorum'', ''Gecelerin Hakimi'', ''Acı Zafer'' ve ''Dünya Kadınla Güzel'' adlı yapımlar bulunuyor.<br />
<br />
<br />
Bakan'dan açıklama<br />
<br />
Günay, Duru'nun vefatı nedeniyle yayımladığı başsağlığı mesajında, duyduğu derin üzüntüyü dile getirdi. Günay, mesajında şunları kaydetti:<br />
''Türk Sinemasının usta yönetmeni Yılmaz Duru'nun vefatından büyük üzüntü duydum. Sinemamıza uzun yıllar emek veren, yönetmen, yapımcı, senarist ve oyuncu olarak pek çok önemli filme imza atan Duru'nun kaybıyla Türk sineması büyük bir değerini yitirmiştir. Ardında bıraktıkları ile yeni nesil sinemacılara yol göstermeye devam edecek olan Yılmaz Duru'ya Allah'tan rahmet, ailesine ve sinema çevrelerine başsağlığı dilerim.''<br />
 <br />
<br />
2 Mart 2010<br />
http://www.cumhuriyet.com.tr]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Yılmaz Duru Yaşamını Yitirdi<br />
<br />
Rahatsızlığı nedeniyle bir süredir tedavi gören yönetmen, yapımcı, senarist ve oyuncu Yılmaz Duru vefat etti.<br />
<br />
<br />
Alınan bilgiye göre, Duru'nun cenazesi, yarın Teşvikiye Camisinde ikindi vakti kılınacak cenaze namazının ardından toprağa verilecek. 1933 yılında Adana'da dünyaya gelen Duru, 1944'te ''Ses'' operetiyle sahneye çıkarak sanat yaşamına adım attı. Duru, bir dönem profesyonel dansçılık yapmasının ardından 1954 yılında oyunculuğa başladı.<br />
<br />
Amerika'ya giderek dans öğretmenliği yapan Duru, orada sinema ve televizyon üzerine eğitim alıp, Türkiye'ye döndükten sonra Tura Film adlı bir şirket kurarak yönetmenlik ve yapımcılığa başladı. ''Ekmek Kavgası'' adlı filmle yönetmenliğe başlayan Yılmaz Duru, senaryo çalışmalarının yanı sıra 3 filmin müziklerine de imza attı.<br />
<br />
Altın Portakal Ödülü sahibi de olan Duru, ''İnce Memed Vuruldu'', ''Dövüşe Dövüşe Öldüler'', ''İnce Cumali'', ''Zalimler'', ''Erkekler Ağlamaz'' gibi filmlerin yönetmenliğini üstlendi.Duru'nun rol aldığı filmler arasında, ''Çete Şeyh'', ''Ahmed'in Gözdesi'', ''Beni Şafakta Vurdular'', ''Hancı'', ''Ölmek İstiyorum'', ''Gecelerin Hakimi'', ''Acı Zafer'' ve ''Dünya Kadınla Güzel'' adlı yapımlar bulunuyor.<br />
<br />
<br />
Bakan'dan açıklama<br />
<br />
Günay, Duru'nun vefatı nedeniyle yayımladığı başsağlığı mesajında, duyduğu derin üzüntüyü dile getirdi. Günay, mesajında şunları kaydetti:<br />
''Türk Sinemasının usta yönetmeni Yılmaz Duru'nun vefatından büyük üzüntü duydum. Sinemamıza uzun yıllar emek veren, yönetmen, yapımcı, senarist ve oyuncu olarak pek çok önemli filme imza atan Duru'nun kaybıyla Türk sineması büyük bir değerini yitirmiştir. Ardında bıraktıkları ile yeni nesil sinemacılara yol göstermeye devam edecek olan Yılmaz Duru'ya Allah'tan rahmet, ailesine ve sinema çevrelerine başsağlığı dilerim.''<br />
 <br />
<br />
2 Mart 2010<br />
http://www.cumhuriyet.com.tr]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İzmir AKM Mart Ayı Sergiler]]></title>
			<link>http://www.katreyiz.com/showthread.php?tid=5436</link>
			<pubDate>Tue, 02 Mar 2010 15:00:30 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.katreyiz.com/showthread.php?tid=5436</guid>
			<description><![CDATA[01-13 Mart 2010 - Cangül Çavdar, ''Geçmişi Kaybettik'' Yağlıboya Akrilik Resim Sergisi<br />
<br />
16-31 Mart 2010 - Makbule Dizdaroğlu, Suluboya Resim Sergisi <br />
<br />
bilgi : 0232 4890459 / 114]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[01-13 Mart 2010 - Cangül Çavdar, ''Geçmişi Kaybettik'' Yağlıboya Akrilik Resim Sergisi<br />
<br />
16-31 Mart 2010 - Makbule Dizdaroğlu, Suluboya Resim Sergisi <br />
<br />
bilgi : 0232 4890459 / 114]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İzmir AKM Mart Ayı Tiyatrolar]]></title>
			<link>http://www.katreyiz.com/showthread.php?tid=5435</link>
			<pubDate>Tue, 02 Mar 2010 14:54:13 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.katreyiz.com/showthread.php?tid=5435</guid>
			<description><![CDATA[4 Mart 2010 - Prodüksiyon Tiyatrosu, Basit Bir Ev Kazası adlı oyun<br />
<br />
7 Mart 2010 - Güzel Sanatlar Oyuncuları, Peter Pan Çocuk Müzikali<br />
<br />
10-11 Mart 2010 - Samsun Sanat Tiyatrosu, Şu Çılgın Türkler adlı oyun<br />
<br />
12 Mart 2010 - Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu, İyi Günde Kötü Günde <br />
<br />
17 Mart 2010 - Akademi Sanat İzmir Oliver Twist Müzikali<br />
<br />
19-20 Mart 2010 - Hamle Tiyatrosu, Güneş Ülkesi adlı çocuk oyunu ve Rastlantının Böylesi adlı oyun<br />
<br />
bilgi tel : 0232 4890459]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[4 Mart 2010 - Prodüksiyon Tiyatrosu, Basit Bir Ev Kazası adlı oyun<br />
<br />
7 Mart 2010 - Güzel Sanatlar Oyuncuları, Peter Pan Çocuk Müzikali<br />
<br />
10-11 Mart 2010 - Samsun Sanat Tiyatrosu, Şu Çılgın Türkler adlı oyun<br />
<br />
12 Mart 2010 - Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu, İyi Günde Kötü Günde <br />
<br />
17 Mart 2010 - Akademi Sanat İzmir Oliver Twist Müzikali<br />
<br />
19-20 Mart 2010 - Hamle Tiyatrosu, Güneş Ülkesi adlı çocuk oyunu ve Rastlantının Böylesi adlı oyun<br />
<br />
bilgi tel : 0232 4890459]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Genco'dan Şiirlerle Nâzım]]></title>
			<link>http://www.katreyiz.com/showthread.php?tid=5434</link>
			<pubDate>Mon, 01 Mar 2010 08:29:42 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.katreyiz.com/showthread.php?tid=5434</guid>
			<description><![CDATA[Genco'dan Şiirlerle Nâzım<br />
Dostlar Tiyatrosu'nun yeni oyunu "Kerem Gibi - Nâzım Hikmet'le 35 Yıl", Muammer Karaca Tiyatrosu'nda, 5 Mart'ta başlıyor.<br />
<br />
<br />
Genco Erkal, belgesel-tiyatro ve şiiri buluşturarak, Nâzım Hikmet&#8217;in şiir dünyasından izlenimleri; ozanın yaşamı, şiirleri ve görüntüleri aracılığıyla anlatıyor. Genco Erkal&#8217;ın yönetip, oynayacağı, Nâzım Hikmet&#8217;in şiirlerinden oluşan tek kişilik oyunda müzik Fazıl Say&#8217;a ait. Nâzım Hikmet&#8217;in gençlik yılları, mahkûmiyeti, hapishane yılları, açlık grevi, zorunlu sürgünlüğü, vatan hasreti, tüm dünyayı kucaklayan insan sevgisi, dünya barışı için mücadelesi, Kurtuluş Savaşı izlenimleri, baştan sona belgesel bir film eşliğinde oynanıyor. <br />
(5 Mart 20.30, 7 Mart 15.00, 12 Mart 20.30, 14 Mart 15. 00) <br />
<br />
http://www.cumhuriyet.com.tr]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Genco'dan Şiirlerle Nâzım<br />
Dostlar Tiyatrosu'nun yeni oyunu "Kerem Gibi - Nâzım Hikmet'le 35 Yıl", Muammer Karaca Tiyatrosu'nda, 5 Mart'ta başlıyor.<br />
<br />
<br />
Genco Erkal, belgesel-tiyatro ve şiiri buluşturarak, Nâzım Hikmet&#8217;in şiir dünyasından izlenimleri; ozanın yaşamı, şiirleri ve görüntüleri aracılığıyla anlatıyor. Genco Erkal&#8217;ın yönetip, oynayacağı, Nâzım Hikmet&#8217;in şiirlerinden oluşan tek kişilik oyunda müzik Fazıl Say&#8217;a ait. Nâzım Hikmet&#8217;in gençlik yılları, mahkûmiyeti, hapishane yılları, açlık grevi, zorunlu sürgünlüğü, vatan hasreti, tüm dünyayı kucaklayan insan sevgisi, dünya barışı için mücadelesi, Kurtuluş Savaşı izlenimleri, baştan sona belgesel bir film eşliğinde oynanıyor. <br />
(5 Mart 20.30, 7 Mart 15.00, 12 Mart 20.30, 14 Mart 15. 00) <br />
<br />
http://www.cumhuriyet.com.tr]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Taki AKKUŞ]]></title>
			<link>http://www.katreyiz.com/showthread.php?tid=5433</link>
			<pubDate>Sun, 28 Feb 2010 15:49:50 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.katreyiz.com/showthread.php?tid=5433</guid>
			<description><![CDATA[Taki AKKUŞ<br />
<br />
Taki Akkuş, Sivas&#8217;ta doğdu. Sivas İlköğretmen Okulu&#8217;nu bitirdi. Uzun süre öğretmenlik yaptı.Edebiyatla ilişkisi öğrencilik yıllarında başladı. ( Ilgaz, Oluşum, Karşı Edebiyat, Edebiyat81, Öğretmen Dünyası, Yugoslav Çevrem, Temmuz, Dönemeç, Eylül, Öykü, 4 Eylül Ortak Kitap, Berfin Bahar, Dergibi, Birikinti, İzedebiyat, Edebiyat Dünyası gibi dergilerde öyküleri, yazıları yayımlandı.)1985 yılında 4 Eylül Yayınlarını kurdu. Eylül Sanat ve Edebiyat dergisini çıkarttı ve yönetti. (12 sayı) 4 Eylül Yayınları, 1985-1986 yıllarında &#8220;Eylül&#8221; sanat ve edebiyat dergisi yanında, Türkiye&#8217;de ilk kez; dil, sanat, edebiyat, felsefe, toplumbilim, halkbilim içerikli bir &#8220;Ortak Kitap&#8221; yayımladı.<br />
<br />
4 Eylül Ortak Kitap- 1 (170 sayfa)<br />
4 Eylül Ortak Kitap- 2 (275 sayfa)<br />
<br />
1986&#8217;da Impetus (Toplumsal Bilimler ve Felsefe için) adlı İngilizce ve Türkçe kitabın yayınını yönetti.<br />
<br />
YAYIMLANMIŞ YAPITLARI<br />
<br />
Umut Yalan, öyküler, 2008<br />
Koçgiri, roman, 2008<br />
<br />
Gençlik Dizisi<br />
<br />
Kırçiçekleri, öykü-masal, 2008<br />
Köyümüz, roman, 2008<br />
Zümrüd-ü Anka, masalımsı<br />
Altın Kuş, masalımsı<br />
Uğursuz Köşk, masalımsı<br />
<br />
Bilge Çocuk Dizisi 1<br />
<br />
Bilge Kaplumbağa<br />
Kedicik ile Martı<br />
Kelo ile Selo<br />
Minik Karınca ile Serçe<br />
Topal Karınca<br />
Terminatör Kırmızı Karınca<br />
Kınalı Kuzu<br />
Yürek Ana <br />
Kızak<br />
Kanaatsiz Leylek<br />
<br />
YAYIMLANACAK YAPITLARI<br />
<br />
Aynanın Körlüğü, öyküler<br />
Can Erenler, roman<br />
<br />
Gençlik Dizisi<br />
<br />
Muradına Nail Olmayan Dilber, masalımsı<br />
Gülendam, masalımsı<br />
<br />
Bilge Çocuk Dizisi 2<br />
<br />
Havhavcık ile Miyavcık<br />
İhtiyar Musanın İnadı<br />
Yılanla Tilki<br />
Mahalleyi Cinler Bastı<br />
Çilli Tavuk<br />
Keloğlan ile Kuyudaki Dev<br />
Keskin Nişancı<br />
Sığırcıklar<br />
Ana Kadınla Tilki<br />
Horoz Masalı<br />
<br />
http://www.sarissayayinlari.com]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Taki AKKUŞ<br />
<br />
Taki Akkuş, Sivas&#8217;ta doğdu. Sivas İlköğretmen Okulu&#8217;nu bitirdi. Uzun süre öğretmenlik yaptı.Edebiyatla ilişkisi öğrencilik yıllarında başladı. ( Ilgaz, Oluşum, Karşı Edebiyat, Edebiyat81, Öğretmen Dünyası, Yugoslav Çevrem, Temmuz, Dönemeç, Eylül, Öykü, 4 Eylül Ortak Kitap, Berfin Bahar, Dergibi, Birikinti, İzedebiyat, Edebiyat Dünyası gibi dergilerde öyküleri, yazıları yayımlandı.)1985 yılında 4 Eylül Yayınlarını kurdu. Eylül Sanat ve Edebiyat dergisini çıkarttı ve yönetti. (12 sayı) 4 Eylül Yayınları, 1985-1986 yıllarında &#8220;Eylül&#8221; sanat ve edebiyat dergisi yanında, Türkiye&#8217;de ilk kez; dil, sanat, edebiyat, felsefe, toplumbilim, halkbilim içerikli bir &#8220;Ortak Kitap&#8221; yayımladı.<br />
<br />
4 Eylül Ortak Kitap- 1 (170 sayfa)<br />
4 Eylül Ortak Kitap- 2 (275 sayfa)<br />
<br />
1986&#8217;da Impetus (Toplumsal Bilimler ve Felsefe için) adlı İngilizce ve Türkçe kitabın yayınını yönetti.<br />
<br />
YAYIMLANMIŞ YAPITLARI<br />
<br />
Umut Yalan, öyküler, 2008<br />
Koçgiri, roman, 2008<br />
<br />
Gençlik Dizisi<br />
<br />
Kırçiçekleri, öykü-masal, 2008<br />
Köyümüz, roman, 2008<br />
Zümrüd-ü Anka, masalımsı<br />
Altın Kuş, masalımsı<br />
Uğursuz Köşk, masalımsı<br />
<br />
Bilge Çocuk Dizisi 1<br />
<br />
Bilge Kaplumbağa<br />
Kedicik ile Martı<br />
Kelo ile Selo<br />
Minik Karınca ile Serçe<br />
Topal Karınca<br />
Terminatör Kırmızı Karınca<br />
Kınalı Kuzu<br />
Yürek Ana <br />
Kızak<br />
Kanaatsiz Leylek<br />
<br />
YAYIMLANACAK YAPITLARI<br />
<br />
Aynanın Körlüğü, öyküler<br />
Can Erenler, roman<br />
<br />
Gençlik Dizisi<br />
<br />
Muradına Nail Olmayan Dilber, masalımsı<br />
Gülendam, masalımsı<br />
<br />
Bilge Çocuk Dizisi 2<br />
<br />
Havhavcık ile Miyavcık<br />
İhtiyar Musanın İnadı<br />
Yılanla Tilki<br />
Mahalleyi Cinler Bastı<br />
Çilli Tavuk<br />
Keloğlan ile Kuyudaki Dev<br />
Keskin Nişancı<br />
Sığırcıklar<br />
Ana Kadınla Tilki<br />
Horoz Masalı<br />
<br />
http://www.sarissayayinlari.com]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İster misin?..]]></title>
			<link>http://www.katreyiz.com/showthread.php?tid=5432</link>
			<pubDate>Sun, 28 Feb 2010 14:47:54 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.katreyiz.com/showthread.php?tid=5432</guid>
			<description><![CDATA[İster misin?..<br />
Anlatmak zor sanki,<br />
anlaman da senin.<br />
Bir insanda bir yürek,<br />
bir yürekte ikinci insan.<br />
<br />
Yolum uzun, zamanım yok!<br />
Yıllar önce attığım her düğüm,<br />
her ilmek yaşamımdaki,<br />
taş duvar önümde;<br />
sıvaları dökük.<br />
Penceresiz odalar,<br />
açılmayan kapılar<br />
öykülerimin kahramanları.<br />
<br />
Gecelerimin küçük kıpırtıları,<br />
sayıklamalarım uyku aralarında,<br />
yaşamadıklarım belki de.<br />
Düşlemelerim yasak bir kadını<br />
ve sevmelerim delice<br />
uzak ötesi.<br />
<br />
O mektup sanaydı, yıllar önce yazdığım<br />
ve ucu yanık gibi hani!<br />
Bu şiir de sana şimdi,<br />
kırık dökük sözcükleriyle.<br />
Uğultulu bir sessizlik<br />
geçiyorsa aklımın ucundan,<br />
yutkunuyorsam gözlerine bakıp,<br />
anla ki,<br />
sakladığım çocuk yanımı,<br />
son sevmelerimi bir de,<br />
sana vereceğim!<br />
<br />
İster misin?..<br />
Ruhan ODABAŞ<br />
12 Şubat 2010]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[İster misin?..<br />
Anlatmak zor sanki,<br />
anlaman da senin.<br />
Bir insanda bir yürek,<br />
bir yürekte ikinci insan.<br />
<br />
Yolum uzun, zamanım yok!<br />
Yıllar önce attığım her düğüm,<br />
her ilmek yaşamımdaki,<br />
taş duvar önümde;<br />
sıvaları dökük.<br />
Penceresiz odalar,<br />
açılmayan kapılar<br />
öykülerimin kahramanları.<br />
<br />
Gecelerimin küçük kıpırtıları,<br />
sayıklamalarım uyku aralarında,<br />
yaşamadıklarım belki de.<br />
Düşlemelerim yasak bir kadını<br />
ve sevmelerim delice<br />
uzak ötesi.<br />
<br />
O mektup sanaydı, yıllar önce yazdığım<br />
ve ucu yanık gibi hani!<br />
Bu şiir de sana şimdi,<br />
kırık dökük sözcükleriyle.<br />
Uğultulu bir sessizlik<br />
geçiyorsa aklımın ucundan,<br />
yutkunuyorsam gözlerine bakıp,<br />
anla ki,<br />
sakladığım çocuk yanımı,<br />
son sevmelerimi bir de,<br />
sana vereceğim!<br />
<br />
İster misin?..<br />
Ruhan ODABAŞ<br />
12 Şubat 2010]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sen, Sen, Sen]]></title>
			<link>http://www.katreyiz.com/showthread.php?tid=5431</link>
			<pubDate>Wed, 24 Feb 2010 22:33:23 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.katreyiz.com/showthread.php?tid=5431</guid>
			<description><![CDATA[Bir dağbaşı yalnızlığı yaşıyorum yeniden,<br />
Dağbaşı yalnızlığı ölümden beter.<br />
Hiç kimse aramasa sormasa beni<br />
Sen gelsen yeter..<br />
<br />
Huzur ellerinin güzelliğidir.<br />
Gözlerin karşımda mutluluk denizi.<br />
Her sabah soframızda ekmeğimizi<br />
Sen bölsen yeter..<br />
<br />
Yüreğim seninle yaylalar kadar serin<br />
Ne bir çizgi hasret, ne bir nokta gam<br />
Yayla dumanı gibi gözlerime her akşam<br />
Sen dolsan yeter..<br />
<br />
Bende çaresizlik sonsuz kördüğüm.<br />
Bende sabır sende naz..<br />
Gündüzünden vazgeçtim düşümde biraz<br />
Bir yüz görümlüğü sen olsan yeter..<br />
<br />
Duymasa da hiç kimse şâir gönlümün,<br />
Sende karar kıldığını&#8230;<br />
Ve içimin şerha şerha yarıldığını,<br />
Sen bilsen yeter..<br />
<br />
Bir gün duysan bittiğimi, tükendiğimi..<br />
Çıkıp gelsen uzaklardan korkulu ürkek..<br />
Bir incecik dal gibi üzerime titreyerek,<br />
Eğilsen yeter&#8230;<br />
<br />
Yavuz Bülent Bakiler]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bir dağbaşı yalnızlığı yaşıyorum yeniden,<br />
Dağbaşı yalnızlığı ölümden beter.<br />
Hiç kimse aramasa sormasa beni<br />
Sen gelsen yeter..<br />
<br />
Huzur ellerinin güzelliğidir.<br />
Gözlerin karşımda mutluluk denizi.<br />
Her sabah soframızda ekmeğimizi<br />
Sen bölsen yeter..<br />
<br />
Yüreğim seninle yaylalar kadar serin<br />
Ne bir çizgi hasret, ne bir nokta gam<br />
Yayla dumanı gibi gözlerime her akşam<br />
Sen dolsan yeter..<br />
<br />
Bende çaresizlik sonsuz kördüğüm.<br />
Bende sabır sende naz..<br />
Gündüzünden vazgeçtim düşümde biraz<br />
Bir yüz görümlüğü sen olsan yeter..<br />
<br />
Duymasa da hiç kimse şâir gönlümün,<br />
Sende karar kıldığını&#8230;<br />
Ve içimin şerha şerha yarıldığını,<br />
Sen bilsen yeter..<br />
<br />
Bir gün duysan bittiğimi, tükendiğimi..<br />
Çıkıp gelsen uzaklardan korkulu ürkek..<br />
Bir incecik dal gibi üzerime titreyerek,<br />
Eğilsen yeter&#8230;<br />
<br />
Yavuz Bülent Bakiler]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sorma Tabip]]></title>
			<link>http://www.katreyiz.com/showthread.php?tid=5430</link>
			<pubDate>Wed, 24 Feb 2010 10:39:57 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.katreyiz.com/showthread.php?tid=5430</guid>
			<description><![CDATA[Yasemin Göksu'nun Ateş Oldum albümünden bir eser;<br />
<br />
Oy zulum de git başımdan<br />
Bıktım usandım işinden<br />
Bir yaz görmedim kışından<br />
Tükenir gün genç yaşımdan of<br />
<br />
Sarma tabip yaraları<br />
Bağlatır yar karaları<br />
Felek ilen araları<br />
Sarma tabip sorma tabip <br />
<br />
Dost bağlarım viran oldu<br />
Kırıldı güllerim soldu<br />
Yar hallarım sormaz oldu<br />
Gözlerim kan yaşla doldu of<br />
<br />
Sarma tabip yaraları<br />
Bağlatır yar karaları<br />
Felek ilen araları<br />
Sarma tabip sorma tabip<br />
<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Yasemin Göksu'nun Ateş Oldum albümünden bir eser;<br />
<br />
Oy zulum de git başımdan<br />
Bıktım usandım işinden<br />
Bir yaz görmedim kışından<br />
Tükenir gün genç yaşımdan of<br />
<br />
Sarma tabip yaraları<br />
Bağlatır yar karaları<br />
Felek ilen araları<br />
Sarma tabip sorma tabip <br />
<br />
Dost bağlarım viran oldu<br />
Kırıldı güllerim soldu<br />
Yar hallarım sormaz oldu<br />
Gözlerim kan yaşla doldu of<br />
<br />
Sarma tabip yaraları<br />
Bağlatır yar karaları<br />
Felek ilen araları<br />
Sarma tabip sorma tabip<br />
<br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İŞTE &#8220;SOL PAZARLAMACILAR&#8221;]]></title>
			<link>http://www.katreyiz.com/showthread.php?tid=5429</link>
			<pubDate>Tue, 23 Feb 2010 21:17:39 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.katreyiz.com/showthread.php?tid=5429</guid>
			<description><![CDATA[İŞTE &#8220;SOL PAZARLAMACILAR&#8221;<br />
<br />
<br />
<br />
Bıktım artık&#8230;<br />
Sanatı pazarlıyorlar kardeşim&#8230; Hem de yetenek düşmanları yapıyor bunu.<br />
Can Yücel bir şiirinde der ki; &#8220;sanat sevicileri&#8221;&#8230; Evet, sanat sevicileri, çok doğru&#8230;<br />
Bir de &#8220;sanat pazarlamacıları&#8221; var&#8230;<br />
Ama ben sizlere sol sanat pazarlamacılarını anlatacağım.<br />
Bu ne yeteneksizlik, bu ne bilgisizlik&#8230;<br />
Adam &#8220;sanatçıyım&#8221; diye ortalıkta geziyor. Sözüm ona bir kitlenin öncülüğünü yapıyor.<br />
Tayyip Erdoğan geçenlerde sanatçıları topladı, güzel bir kahvaltı verdi onlara&#8230;<br />
Kimler gitmiş diye şöyle bir baktım; aman ne feci&#8230;<br />
Türkiye&#8217;nin eşsiz sanatçıları orada&#8230;<br />
Seda Sayan, İbrahim Tatlıses, Yavuz Bingöl, Nihat Doğan, Kibariye, Orhan Gencebay, Onur Akın&#8230; İsmini sayamadıklarım var, hepsini tek tek yazamam kardeşim. Ayrıca yazımın konusu da onlar değil&#8230;<br />
Beni ilgilendiren Yavuz Bingöl ve Onur Akın.<br />
Yavuzum Bingölüm, elini vicdanına koy ve düşün: &#8220;Ben bugüne kadar müzik adına ne yaptım? Ben türkücü müyüm, türkücü olsam kendime ait hafızalardan silinmeyecek bir eser yaptım mı? Yapmadım&#8230; Peki, ben oyuncu muyum? Bilmiyorum&#8230; Yetenekli miyim? Bilmiyorum&#8230; Ama halk beni tanıyor, demek ki sanatçıyım, demek ki yetenekliyim&#8230;&#8221;<br />
Bak Yavuzum Bingölüm, sanat eseri kendi içinde bir takım estetik disiplinleri barındırır. Uygarlık tarihi, sanat tarihi, felsefe okuman lazım. Niye biliyor musun? Bu söylediklerimi okuyunca alt yapın gelişir, bir dünya görüşü edinirsin, anladın mı beni Yavuzum Bingölüm&#8230;<br />
Ama sen ne yapıyorsun, Denizlere şarkı besteleyeceğini söylüyor sonra da çıkıp Tayyip Erdoğan&#8217;ın kahvaltısına &#8220;sanatçı&#8221; kimliğinle koşarak gidiyorsun&#8230;<br />
Git, banane&#8230;<br />
Solcu kimliğinle övünüp durma ama.<br />
Bunu ne güzel de pazarlıyorsun.<br />
Dürüst olalım Yavuzum Bingölüm, insanlık tarihine en büyük katkıyı gerçek sanatçılar yapar, yapmalıdır.<br />
Sanatta akılda kalanlar ise iktidarların dizinde şarkı söyleyenler değil, ona rağmen söyleyenlerdir.<br />
Yavuzum Bingölüm, sözün olsun, lafın olsun, diyeceğin olsun&#8230;<br />
Sağda solda solcu kimliğiyle gezip durma! Önce oku, kendine bir dünya görüşü belirle&#8230; Solcuyum deme kimseye, hele hele sanatçıyım hiç deme olur mu kardeşim?<br />
Ayrıca sanatçılık biraz da yetenek ister.<br />
Bak sana bir şey hatırlatayım Yavuzum Bingölüm, sen seversin eğlence programlarına katılmayı&#8230; Ankaralı Turgut ile bir eğlence programına katılmıştın. Siyaset konuşulunca, sen barış kardeşlik dostluk gibi içi boş sevgi kelebeği laflar etmiştin. Ankaralı Turgut&#8217;a da sorulmuştu aynı soru. O ne demişti hatırlıyor musun: "eskiden mahallede Dev-Yolcu abilerimiz vardı, onlar gibi delikanlı siyasetçiler hala gelmedi."<br />
Kahvaltıya Yavuz Bingöl yerine Ankaralı Turgut mu gitseydi daha iyi olurdu acaba?<br />
Neyse&#8230;<br />
Bir diğeri de Onur Akın&#8230;<br />
Onurum Akınım, bak kendi halinde şarkılar söylüyor, pek de naif görünüyorsun uzaktan uzağa&#8230;<br />
Ama sen de alıyorsun şiirleri yapıyorsun besteleri, dayıyorsun da dayıyorsun&#8230;<br />
Bana öyle geliyor ki sen hep aynı şarkıyı söylüyorsun.<br />
Sonra kalkıp Tayyip Erdoğan&#8217;a gidiyorsun kahvaltıya&#8230;<br />
Kendini sol sanatçı diye de addediyorsun, öyle değil mi?<br />
Onurum Akınım, sen kendi yaptıklarından sıkılmadın mı hala?<br />
Bir gün evinde yalnız kal ve kendi şarkılarını bir dinle, inan bana çok sıkılacaksın.<br />
Yavuzum Bingölüme söylediklerimi aynen tekrar ediyorum sana.<br />
Ayrıca bir bak ağabeylerine, üstatlarına&#8230;<br />
Bakın, Edip Akbayram olamazsınız, Muhlis Akarsu olamazsanız, Ruhi Su olamazsınız, Yılmaz Güney olamazsınız hatta Ahmet Kaya da olamazsınız&#8230;<br />
Ne sanatınız ne de siyasal cesaretiniz yeter.<br />
Ancak Yavuz Bingöl olursunuz, Onur Akın olursunuz, İlkay Akkaya olursunuz, Boğaziçili cici çocukların Kardeş Türküler&#8217;i olursunuz.<br />
Geçmişte insanların hayatlarıyla karşılıklarını ödedikleri değerlerin pazarlamacıları olursunuz.<br />
Pazarlamayın değerleri, bırakın onlar pazarlanmadıkça değerli kalır&#8230;<br />
Ayrıca sanat konusunda yetenekli miyim ben diye de bir kere sorun kendinize, olur mu canlarım?<br />
Para kazanmanın şöhret olduğunu düşünen &#8220;sol pazarlamacı&#8221; arkadaşlarım bırakın bu işleri, siz ötede oynayın&#8230;<br />
<br />
Ayhan Bozkurt<br />
Odatv.com]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[İŞTE &#8220;SOL PAZARLAMACILAR&#8221;<br />
<br />
<br />
<br />
Bıktım artık&#8230;<br />
Sanatı pazarlıyorlar kardeşim&#8230; Hem de yetenek düşmanları yapıyor bunu.<br />
Can Yücel bir şiirinde der ki; &#8220;sanat sevicileri&#8221;&#8230; Evet, sanat sevicileri, çok doğru&#8230;<br />
Bir de &#8220;sanat pazarlamacıları&#8221; var&#8230;<br />
Ama ben sizlere sol sanat pazarlamacılarını anlatacağım.<br />
Bu ne yeteneksizlik, bu ne bilgisizlik&#8230;<br />
Adam &#8220;sanatçıyım&#8221; diye ortalıkta geziyor. Sözüm ona bir kitlenin öncülüğünü yapıyor.<br />
Tayyip Erdoğan geçenlerde sanatçıları topladı, güzel bir kahvaltı verdi onlara&#8230;<br />
Kimler gitmiş diye şöyle bir baktım; aman ne feci&#8230;<br />
Türkiye&#8217;nin eşsiz sanatçıları orada&#8230;<br />
Seda Sayan, İbrahim Tatlıses, Yavuz Bingöl, Nihat Doğan, Kibariye, Orhan Gencebay, Onur Akın&#8230; İsmini sayamadıklarım var, hepsini tek tek yazamam kardeşim. Ayrıca yazımın konusu da onlar değil&#8230;<br />
Beni ilgilendiren Yavuz Bingöl ve Onur Akın.<br />
Yavuzum Bingölüm, elini vicdanına koy ve düşün: &#8220;Ben bugüne kadar müzik adına ne yaptım? Ben türkücü müyüm, türkücü olsam kendime ait hafızalardan silinmeyecek bir eser yaptım mı? Yapmadım&#8230; Peki, ben oyuncu muyum? Bilmiyorum&#8230; Yetenekli miyim? Bilmiyorum&#8230; Ama halk beni tanıyor, demek ki sanatçıyım, demek ki yetenekliyim&#8230;&#8221;<br />
Bak Yavuzum Bingölüm, sanat eseri kendi içinde bir takım estetik disiplinleri barındırır. Uygarlık tarihi, sanat tarihi, felsefe okuman lazım. Niye biliyor musun? Bu söylediklerimi okuyunca alt yapın gelişir, bir dünya görüşü edinirsin, anladın mı beni Yavuzum Bingölüm&#8230;<br />
Ama sen ne yapıyorsun, Denizlere şarkı besteleyeceğini söylüyor sonra da çıkıp Tayyip Erdoğan&#8217;ın kahvaltısına &#8220;sanatçı&#8221; kimliğinle koşarak gidiyorsun&#8230;<br />
Git, banane&#8230;<br />
Solcu kimliğinle övünüp durma ama.<br />
Bunu ne güzel de pazarlıyorsun.<br />
Dürüst olalım Yavuzum Bingölüm, insanlık tarihine en büyük katkıyı gerçek sanatçılar yapar, yapmalıdır.<br />
Sanatta akılda kalanlar ise iktidarların dizinde şarkı söyleyenler değil, ona rağmen söyleyenlerdir.<br />
Yavuzum Bingölüm, sözün olsun, lafın olsun, diyeceğin olsun&#8230;<br />
Sağda solda solcu kimliğiyle gezip durma! Önce oku, kendine bir dünya görüşü belirle&#8230; Solcuyum deme kimseye, hele hele sanatçıyım hiç deme olur mu kardeşim?<br />
Ayrıca sanatçılık biraz da yetenek ister.<br />
Bak sana bir şey hatırlatayım Yavuzum Bingölüm, sen seversin eğlence programlarına katılmayı&#8230; Ankaralı Turgut ile bir eğlence programına katılmıştın. Siyaset konuşulunca, sen barış kardeşlik dostluk gibi içi boş sevgi kelebeği laflar etmiştin. Ankaralı Turgut&#8217;a da sorulmuştu aynı soru. O ne demişti hatırlıyor musun: "eskiden mahallede Dev-Yolcu abilerimiz vardı, onlar gibi delikanlı siyasetçiler hala gelmedi."<br />
Kahvaltıya Yavuz Bingöl yerine Ankaralı Turgut mu gitseydi daha iyi olurdu acaba?<br />
Neyse&#8230;<br />
Bir diğeri de Onur Akın&#8230;<br />
Onurum Akınım, bak kendi halinde şarkılar söylüyor, pek de naif görünüyorsun uzaktan uzağa&#8230;<br />
Ama sen de alıyorsun şiirleri yapıyorsun besteleri, dayıyorsun da dayıyorsun&#8230;<br />
Bana öyle geliyor ki sen hep aynı şarkıyı söylüyorsun.<br />
Sonra kalkıp Tayyip Erdoğan&#8217;a gidiyorsun kahvaltıya&#8230;<br />
Kendini sol sanatçı diye de addediyorsun, öyle değil mi?<br />
Onurum Akınım, sen kendi yaptıklarından sıkılmadın mı hala?<br />
Bir gün evinde yalnız kal ve kendi şarkılarını bir dinle, inan bana çok sıkılacaksın.<br />
Yavuzum Bingölüme söylediklerimi aynen tekrar ediyorum sana.<br />
Ayrıca bir bak ağabeylerine, üstatlarına&#8230;<br />
Bakın, Edip Akbayram olamazsınız, Muhlis Akarsu olamazsanız, Ruhi Su olamazsınız, Yılmaz Güney olamazsınız hatta Ahmet Kaya da olamazsınız&#8230;<br />
Ne sanatınız ne de siyasal cesaretiniz yeter.<br />
Ancak Yavuz Bingöl olursunuz, Onur Akın olursunuz, İlkay Akkaya olursunuz, Boğaziçili cici çocukların Kardeş Türküler&#8217;i olursunuz.<br />
Geçmişte insanların hayatlarıyla karşılıklarını ödedikleri değerlerin pazarlamacıları olursunuz.<br />
Pazarlamayın değerleri, bırakın onlar pazarlanmadıkça değerli kalır&#8230;<br />
Ayrıca sanat konusunda yetenekli miyim ben diye de bir kere sorun kendinize, olur mu canlarım?<br />
Para kazanmanın şöhret olduğunu düşünen &#8220;sol pazarlamacı&#8221; arkadaşlarım bırakın bu işleri, siz ötede oynayın&#8230;<br />
<br />
Ayhan Bozkurt<br />
Odatv.com]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>